Bir ulusun yaþayabilmesi için, özgürlük ve baðýmsýzlýðýna sahip olmasý gerekir
Anasayfa Nöbetçi eczane Duyurular
Haber Arþivi Site Haritasý SGK  Uygulamalarý WEB-MAÝL Bursa Ecza Koop
online sipariþ
Ýletiþim
Nöbet Kartlarý


NÖBETÇÝ ECZANELERÝ HARÝTA ÜZERÝNDE GÖRMEK ÝÇÝN TIKLAYINIZ


Farmadekor

SÝZÝN ÝÇÝN BÝZ VARIZ
BURSA



MEDULA REÇETE GÝRÝÞÝ


SGK UYGULAMALARI

MAJÝSTRAL TARÝFE

Programý indirmek için týklayýnýz

VERGÝ REHBERÝ

Modüller
· Ana Sayfa
· Album
· Anketler
· Ansiklopedi
· Bizi tavsiye edin
· Bulmacalar
· Downloads
· Haber Arþivi
· Haber Yolla
· Hayat hep sýnavla geçer
· Ýstatistikler
· Konu Baþlýklarý
· Kullanýcý Giriþi
· Kullanýcý Listesi
· Makaleler
· Meslek Ýçi Eðitim
· nobet2006
· Nöbetçi Eczaneler
· Özel Mesajlarýnýz
· Quiz Ratings
· Sýk Sorulan Sorular
· Üye Bilgileriniz
· Yazdýrýlabilir Sayfa

duyuru: BİLİMİN IÅ?IÄ?INDA AYDINLANMA SEMİNERLERİ
Tarih: 06.02.2006 Saat: 12:41 Gönderen: webmaster

Bursa Eczacý Odasý duyurularý 9 Å?ubat - 27 Nisan 2006 tarihleri arasında gerçekleÅ?tirilecek "Bilimin IÅ?ıÄ?ında Aydınlanma Seminerleri 2006" takvimi ektedir.

9 Å?ubat, AKM, 18:30 Türkiye'de Sosyal Hizmetler ve Sosyal DıÅ?lanma, Prof.Dr. Serpil Aytaç

16 Å?ubat 2006, AKM, 18:30, Atatürk'ün Halkçılık, Devletçilik İlkesi ve ÖzelleÅ?tirmenin Anlamı

23 Å?ubat 2006, AKM, 18:30 Türkiye'de ve Avrupa'da Aydınlanma, Prof.Dr.Fügen Berkay, Prof.Dr.A.Kadir Çüçen

2 Mart 2006, AKM, 18:30, Türkiye'nin Jeopolitik Önemi, Prof.Dr.Tahir BaÅ?taymaz

9 Mart 2006, AKM, 18:30, AB Tam Üyelik Müzakere Çerçeve Belgesi ve Türkiye, Prof.Dr.Mehmet Genç, Doç.Dr.Kamuran Reçber

16 Mart 2006, AKM, 18:30, AB Sürecinde Türkiye'de Bilim ve EÄ?itim, Prof.Dr.Erdal Emel, Prof.Dr.İ.Naci Cangül

30 Mart 2006, AKM, 18:30 Dünya Enerji Kaynakları ve Türkiye Prof.Dr.Ercan DülgeroÄ?lu

6 Nisan 2006, AKM, 18:30 Türkiye - ABD İliÅ?kileri Doç.Dr.Göksel İÅ?yar

13 Nisan 2006, AKM, 18:30 AB Sürecinde Türkiye'de Tarım ve Hayvancılık Politikaları Prof.Dr.Vahap Katkat, Prof. Dr. Hasan Batmaz

20 Nisan 2006, AKM, 18:30 AB Müzakere Sürecinde Türkiye Sanayii, Prof.Dr. Agah UÄ?uz

27 Nisan 2006, AKM, 18:30 Türkiye'de Demokrasi Kültürü Yrd.Doç.Dr.Sertaç serdar, Yrd.Doç.Dr.Mert Gökırmak

TÜRKİYE’DE SOSYAL HİZMETLER ve SOSYAL DIÅ?LANMA

Prof. Dr. Serpil AYTAÇ - 9 Å?ubat 2006

 

Sanayi devrimi, Batı toplumsal yapısında önemli toplumsal  deÄ?iÅ?imler yarattıÄ?ı gibi, endüstrileÅ?menin getirisi olan toplumsal sorun alanları da oluÅ?turmuÅ?tur. Bu sorun alanlarındaki hedef kitle, korunmaya, yardıma, bakıma ya da desteÄ?e herkesten daha fazla ihtiyaç duyan, psiko-sosyal problemleri ile yalnız bırakılmaması gereken nüfus gruplarıdır. Bu gruplar, korunmaya muhtaç çocuklar, özürlüler, yaÅ?lılar, kadınlar, aileler ile ayni ve nakdi gereksinim duyan insanlardır. Bir diÄ?er ifade ile sosyal dıÅ?lanmıÅ? kimselerdir.


Sosyal dıÅ?lanma fiziksel, ruhsal ve toplumsal bir engellilik halidir ve sosyal dıÅ?lanmıÅ? birey veya gruplar, eÅ?itsizliÄ?e uÄ?ramıÅ?, her türlü riske karÅ?ı korunmasız, savunmasız ve zayıf kiÅ?ilerdir. Bu nedenle dıÅ?lanma bir çeÅ?it "sosyal hastalık" olarak da ele alınmıÅ?tır. Toplumdaki belirli nüfus gruplarının üretken alanlardan dıÅ?lanması anlamında "sosyal dıÅ?lanma", kiÅ?isel hataların deÄ?il yapısal süreçlerin sonucu olarak ortaya çıkmaktadır. Sosyal dıÅ?lanma sadece ekonomik ve sosyal politikanın ilgi alanına girmemekte, aynı zamanda sosyoloji, kent bilimi, siyaset, hukuk ve hatta davranıÅ? bilimlerinin de ilgi alanını oluÅ?turmaktadır. Bununla birlikte, sosyal dıÅ?lanma bireyin temel gereksinmelerini karÅ?ılayamamasıyla baÅ?layan ve giderek toplumla olan baÄ?larının zayıflayarak kopmasına kadar giden dinamik bir süreçtir. Sonuçları kadar, sürecin temelinde yatan gerekçeler de dikkat çekicidir. Sosyal dıÅ?lanmanın yoksulluÄ?u da kapsayan geniÅ? bir anlamı olduÄ?u söylenebilir. DıÅ?lanmıÅ? kiÅ?iler her zaman yoksul kiÅ?iler olmayabilir. KiÅ?iler yoksul olmamakla birlikte toplumdan dıÅ?lanmıÅ? olabilmektedirler. Yoksulluk sınırının çok altında kaldıÄ?ı halde, rahat sayılabilecek bir yaÅ?am süren, iÅ?gücü piyasasına katılabilen, bazı fiziksel kaynaklara ulaÅ?abilen insanlar olabileceÄ?i gibi; bu sınırın çok üstünde olduÄ?u halde, saÄ?lık, eÄ?itim, demokrasi, medeni ve sosyal haklar gibi geleneksel gelir ve tüketim harcaması dıÅ?ında kalan kriterlere göre, çok daha yoksun sayılabilecek insanlara da rastlanabilmektedir.


Türkiye’deki sosyal hizmet prizmasının varlıÄ?ını hissettirdiÄ?i kuruluÅ?ların baÅ?ında, çocuk yuvaları, yetiÅ?tirme yurtları, huzurevleri, toplum merkezleri, rehabilitasyon merkezleri, sıÄ?ınma evleri gibi sosyal hizmet kuruluÅ?ları gelmektedir. Günümüze ulaÅ?an rakamlar göz önüne alındıÄ?ında 20 bine yakın çocuÄ?un korunmaya muhtaçlık kapsamında olduÄ?u, sosyal yardım bürolarına baÅ?vuranları saymazsak, 20 bine yakın kiÅ?inin de Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu’ndan (SHÇEK), çeÅ?itli sosyal ekonomik nedenlerden ötürü sosyal yardım aldıkları bilinmektedir.


Sosyal hizmetler, "KiÅ?i ve ailelerin kendi bünye ve çevre Å?artlarından doÄ?an veya kontrolleri dıÅ?ında oluÅ?an maddi, manevi ve sosyal yoksunluklarının giderilmesine ve ihtiyaçlarının karÅ?ılanmasına, sosyal sorunlarının önlenmesi ve çözümlenmesine yardımcı olunmasını ve hayat standartlarının iyileÅ?tirilmesi ve yükseltilmesini amaçlayan sistemli ve programlı hizmetler bütünü"dür (1983 tarih ve 2828 sayılı kanun, m. 3).  DiÄ?er bir ifade ile sosyal hizmetler, kiÅ?i, grup ve toplulukların yapı ve Å?artlarından doÄ?an ya da kendi denetimleri dıÅ?ında meydana gelen bedeni, zihni ve ruhi eksikliÄ?i, fakirlik ve eÅ?itsizliÄ?i gidermek veya azaltmak, toplumun deÄ?iÅ?en Å?artlarından doÄ?an sosyal sorunları çözümlemek, insan kaynaklarını geliÅ?tirmek, hayat standartları iyileÅ?tirmek ve yükseltmek, fertlerin birbirleriyle ve sosyal çevresi ile uyum saÄ?lamasını kolaylaÅ?tırmak maksadıyla insan Å?eref ve haysiyetine yaraÅ?ır eÄ?itim, danıÅ?manlık, bakım, tıbbi ve psiko-sosyal rehabilitasyon alanlarında devlet veya gönüllü / özel kuruluÅ?lar tarafından sistemli bir Å?ekilde yerine getirilen hizmet programlarının bütünüdür.


Sosyal hizmetlerin amacı:

1. İnsanların problem çözme ve baÅ? etme kapasitelerini geliÅ?tirmek,

2. İnsanları, kaynak, hizmet ve Å?anslar tanıyan sistemler ile baÄ?lantılandırmak,

3. Bu sistemlerin etkili ve insancıl çalıÅ?masını geliÅ?tirmek,

4. Sosyal politikaların geliÅ?tirilmesine ve ilerletilmesine katkı vermek.


Ülkemizde; SHÇEK, sosyal refah alanında devletimizin görevlendirdiÄ?i önemli kurumlarından biridir. Fakat tüm iyi niyetli çabalara raÄ?men ihtiyaca tam cevap verememektedir. Aile parçalanmaları hızla artmakta ekonomik sorunların oluÅ?turduÄ?u sosyal sorunlar yoÄ?unlaÅ?makta olup, korunmaya muhtaç çocuklar, sokak çocukları, özürlü eÄ?itimi ve rehabilitasyonu, yaÅ?lılık vb. adlarla üretilen projeler, belli bir eÄ?itim ve kültür düzeyine ulaÅ?amamaktan kaynaklanan nedenlerle baÅ?arısız olmaktadır. Böylece sosyal dıÅ?lanma giderek yoÄ?unlaÅ?makta, AB üyeliÄ?ine uyum süreci içinde sosyal dıÅ?lanmayla mücadelede temel hedefler ve kullanılan yöntemler, açık eÅ?güdüm saÄ?lama sürecinde AB üyesi ülkelerce hazırlanan ortak eylem planları çerçevesinde incelenmektedir.


Prof.Dr. Serpil AYTAÇ

Hacettepe Üniversitesi Sosyal Hizmetler Akademisi mezunu olan Serpil Aytaç, UludaÄ? Üniversitesi (UÜ) İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi(İİBF) ÇalıÅ?ma Ekonomisi ve Endüstri İliÅ?kileri Bölümü’nde baÅ?ladıÄ?ı doktora çalıÅ?maları sonucu 1986 yılında doktor, 1991 yılında yardımcı doçent, 1996 yılında Yönetim ve ÇalıÅ?ma Psikolojisi Anabilim Dalından doçent oldu. Nisan 2002 tarihinde aynı anabilim dalında profesörlüÄ?e yükseltildi. Halen, UÜ Ä°Ä°BF ÇalıÅ?ma Ekonomisi ve Endüstri İliÅ?kileri Bölümü Yönetim ve ÇalıÅ?ma Psikolojisi Anabilim Dalı BaÅ?kanı olan Prof. Dr. Aytaç’ın, kariyer planlaması, insan kaynakları, psikolojik taciz, özürlüler, suç, gençlik sorunları, motivasyon, stres, yönetim ve endüstri-örgüt psikolojisi konularında yayınlanmıÅ? çok sayıda akademik çalıÅ?ması bulunmaktadır. İngilizce bilmekte olup, evli ve iki çocuk annesidir.



ATATÜRK’ÜN HALKÇILIK, DEVLETÇİLİK İLKESİ ve ÖZELLEÅ?TİRMENİN ANLAMI

Prof. Dr. Erol İYİBOZKURT , Prof. Dr. Cafer UNAY- 16 Å?ubat 2006

 

Atatürk devletçiliÄ?i, halkçılık ilkesinden de anlaÅ?ılacaÄ?ı gibi, baÅ?ta sosyal devlet amaçlı olmak üzere zorunlulukla ve stratejik amaçlıdır.  Atatürk'ün devletçilik anlayıÅ?ında piyasa ekonomisi reddedilmez. Piyasadaki aksaklık ve eksikliklerin devlet tarafından tamamlanması ve yönlendirilmesi devletçilik anlayıÅ?ının temelidir.


Günümüzde de küreselleÅ?me tartıÅ?maları ve özelleÅ?tirme modasına raÄ?men, durum pek deÄ?iÅ?memiÅ?tir. Piyasanın eksik ve aksak bir çok yanı vardır. Bunların giderilmesi ve tamamlanması, devletin görevidir. Devletçilik de budur.

Piyasanın eksik ve aksak yanları:

1. Serbest piyasa çözümünün (A. Smith etkinliÄ?i), toplum bakımından her zaman "iyi" olmaması (sosyal devlet anlayıÅ?ı),

2. Serbest piyasa baÅ?arısızlıÄ?ı ( J. Keynes etkinliÄ?i),

3. GeliÅ?mekte olan bir ülkenin, devletin itici gücüne gereksinme duyması (J. Schumpeter etkinliÄ?i),

4. Serbest piyasa iÅ?leyiÅ?inin demokrasiye zararıdır.

           
Bu eksik ve aksak yanları düzeltmek için saÄ?lık, eÄ?itim, altyapı, teknoloji, Ar-Ge, emek piyasası, çevre, savunma, doÄ?al tekeller vb. konularda devletin öncülük üstlenmesi, piyasayı sınırlandırması ve yönlendirmesi gerekir. Bu yüzden Atatürk devletçiliÄ?i -sosyal devlet- bugün için de geçerlidir. Devlet, piyasa ekonomisinde planlayıcı, düzenleyici ve aktif rol almalıdır. ÖzelleÅ?tirme tartıÅ?maları da ancak bu çerçeve içinde yapılmalıdır.

Mustafa Kemal Atatürk, ulusal kurtuluÅ? hareketini baÅ?lattıktan sonra, halkçılıÄ?a büyük önem vermiÅ? ve, "Türk milleti, halk idaresi olan, cumhuriyetle idare olunur" demiÅ?tir.

Halkçılık, Osmanlı döneminin sonlarında filizlenmeye baÅ?lamıÅ? ve Mustafa Kemal Atatürk ile alevlenmiÅ?tir. Atatürk’e göre, "Halkçılık; kuvvetin, kudretin, egemenliÄ?in, yönetimin, doÄ?rudan doÄ?ruya halka verilmesidir".


Kendisini ‘bir halk adamı’ Å?eklinde tanımlayan Mustafa Kemal Atatürk’ün 13 Eylül 1923 tarihli bir halkçılık programı vardır. Cumhuriyet Halk Partisi’nin de kurucusu olan Atatürk, ayrıca Halkevlerini de kurmuÅ?tur.

Halkçılık ilkesi "sınıfsız ve imtiyazsız bir millet" amacını benimsemiÅ?tir. 5 Aralık 1937’de "altı ok" Anayasada yerini alınca, Türkiye Cumhuriyeti devleti de halkçı olmuÅ?tur.

Sosyal devlet ilkesini benimseyen günümüz Türkiye’sinde halkçılıÄ?ın geliÅ?tirilmesi, demokrasimizin niteliklerinin yükseltilmesi ile mümkün olacaktır. EÄ?itim ve saÄ?lık hizmetlerinden herkesin yararlanması, fırsat eÅ?itliÄ?inin saÄ?lanması, katılımcı demokrasinin yerleÅ?mesi, Türkiye’de bugünkü halkçılıÄ?ın amacı olmalıdır.


Prof.Dr.Cafer UNAY

1941 yılında Trabzon’da doÄ?du.  İlk ve orta öÄ?retimini bu ilde tamamladı. 1963 yılında İstanbul İktisadi Ticari İlimler Akademisi’ni bitirdi. İki yıllık askerlik hizmetinden sonra, Milli EÄ?itim BakanlıÄ?ı’nın bursunu kazanarak doktora yapmak için 1966’da Fransa’ya gönderildi.1965 yılında SayıÅ?tay Denetçi YardımcılıÄ?ı sınavını kazandı, ancak göreve baÅ?lamadan doktorayı tercih etti.

1968 yılında Strasbourg Üniversitesi’nden "Diplome d’Etudes Superieurs" elde etti. Aynı üniversiteden 1972 yılında doktor unvanı aldı. 1972’de yurda döndü. 1975’te doçent ve 1980 yılında da profesör oldu.

Türkiye’de çeÅ?itli yüksek öÄ?retim kurumlarında ve Celalabad Kommersiyalık Enstitüsü’nde, Kırgız-Türk İÅ?letme Fakültesi’nde dersler verdi. Halen UludaÄ? Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde öÄ?retim üyesidir.


Prof.Dr.Erol İYİBOZKURT

1945 yılında doÄ?du. 1966 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nden mezun oldu. Master ve doktorasını İngiltere’de Newcastle Üniversitesi’nde tamamladı. 1974 yılında doçent, 1979 yılında profesör oldu. Halen UludaÄ? Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi İktisat Bölümü öÄ?retim üyesidir. YayınlanmıÅ? 8 kitabı ve birçok bilimsel makalesi bulunmaktadır. Evli ve iki çocuk babasıdır.

TÜRKİYE’DE ve AVRUPA’DA AYDINLANMA

Prof. Dr. Fügen BERKAY, Prof. Dr. A. Kadir ÇÜÇEN - 23 Å?ubat 2006


Akıl çaÄ?ı olarak da bilinen aydınlanma çaÄ?ı, 18. yüzyıl Avrupası’na özgü düÅ?ünsel bir etkinliÄ?in adıdır. İnsanın önce birey sonra yurttaÅ? olma sürecini temsil eden aydınlanma çaÄ?ı, aklın her Å?eyi deÄ?erlendirdiÄ?i, eleÅ?tirdiÄ?i, yönlendirdiÄ?i, belirlediÄ?i ve açıkladıÄ?ı entelektüel harekettir. İnsanın ancak kendi aklını kullanması sonucu doÄ?ruyu, iyiyi ve güzeli bulabileceÄ?ine inanan aydınlanmacı düÅ?ünürler, yetkin bireylerden oluÅ?an ve hukuk yasaları ile sınırları belirlenmiÅ? laik, özgür, eÅ?it ve adil bir toplum/devlet düzeni oluÅ?ması için çalıÅ?mıÅ?lardır. Bunun için, insanların önce dinsel inançlarından, batıl önyargılarından, bilimsel olmayan bilgilerinden, eskimiÅ? geleneklerinden ve inançlarından baÄ?ımsız olarak eleÅ?tirel, akılcı ve bilimsel düÅ?ünebilmelerini saÄ?lamak için doÄ?ru (bilimsel) bilgilerle aydınlatılmaları gerekmektedir. İÅ?te aydınlanma ve aydınlatmanın, ancak aklın devreye girmesi ve bireyin kendi aklını kullanma cesaretini göstermesiyle gerçekleÅ?eceÄ?i savunulmaktadır.


Aydınlanma konusu ülkemiz açısından ele alındıÄ?ında, Balkan fetihlerinden yenileÅ?me hareketlerine, Türkiye’nin Batı ile teknolojik temaslarından düÅ?ünce iliÅ?kilerine dek geniÅ? bir konu yelpazesi üzerinde durmak gerekmektedir. Bu çerçevede, Rönesans döneminde, 17 ve 18. yüzyıllarda Avrupa’da ve tarihimizde düÅ?ünce hayatının karÅ?ılıklı görünümü izlenecek, yeni kurumlar ve modernleÅ?me, KurtuluÅ? SavaÅ?ı ve Cumhuriyet çizgisinde kavramsal ve kurumsal baÄ?lamda "Türk Aydınlanması" anlatılacaktır. Çünkü, bir düÅ?ünce ve hayat tarzı olarak, kendini yaratan ortam ve kültürden baÄ?ımsız evrensel bir güç ve motif haline gelen "Aydınlanma", 20. yüzyılın baÅ?ındaki bu çarpıcı örneÄ?i baÄ?lamında, KurtuluÅ? SavaÅ?ını baÅ?armıÅ? bir ulusun modernite temelinde tabandan tavana yenilenmesini, hem ekonomik ve hem de sosyal baÄ?lamdaki atılımlarıyla güçlenmesini ve yapılanmasını saÄ?layacak sosyal bir projedir.


Prof.Dr.Fügen BERKAY

1967 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nden mezun oldu. Aynı yıl aynı fakültede, Sosyoloji Bölümü Genel Sosyoloji Kürsüsü asistanı olarak göreve baÅ?ladı, 1976 yılından itibaren İsviçre Hükümeti bursu ile Ã?cole Politéchnique Fédérale de Lausanne’da (E.P.F.L.) sürdürdüÄ?ü iki yıllık araÅ?tırma projesi baÄ?lamında uygulamalı sosyoloji çalıÅ?malarına yöneldi. Meslek hayatı İstanbul (1967-1984), İnönü (1984-1996) ve UludaÄ? üniversitelerinde geçti. 1996 yılından bu yana UludaÄ? Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü öÄ?retim üyesi ve Bölüm BaÅ?kanıdır.

YurtdıÅ?ındaki çalıÅ?maları, İsviçre baÅ?ta olmak üzere farklı ülke ve üniversitelerde yaklaÅ?ık dört yıla yakın bir dönem sürmüÅ? olup, çalıÅ?malarında yararlandıÄ?ı yabancı diller Fransızca, İngilizce ve Latince’dir. Bir ulusal bir de uluslararası mesleki kuruluÅ?un üyesidir.


Prof.Dr.A.Kadir ÇÜÇEN

1961 yılında Erzurum'da doÄ?du. İlk, orta ve lise tahsilini İzmit'te tamamladı. 1985 yılında Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-CoÄ?rafya Fakültesi'nin Felsefe Bölümü'nü bitirdikten sonra yükseklisans ve doktora çalıÅ?malarını Amerika BirleÅ?ik Devletleri'nde tamamladı. Doktora çalıÅ?masını Alman felsefeci Martin Heidegger'in "varlık kuramı" üzerinde yaptı. 1993 yılında Türkiye’ye döndü. 1995'de yardımcı doçent, 1997'de doçent oldu. Mantık,  Heidegger’de Varlık ve Zaman, Felsefeye GiriÅ?, Orta ÇaÄ? Felsefesi Tarihi, Bilgi Felsefesi ve Liseler İçin Mantık Ders Kitabı adlı kitapları vardır. Yurt içinde sunduÄ?u çok sayıda bildiri ve yazdıÄ?ı makalenin yanı sıra Rusya ve ABD’de Heidegger üzerine iki bildirisi; Rusya, Fransa ve ABD’de yayınlanmıÅ? birer makalesi bulunmaktadır. 1999 yaz dönemi TÜBA burslusu olarak ABD’nin Duquesne Üniversitesi'nde teknoloji felsefesi üzerine araÅ?tırma yaptı. Halen UludaÄ? Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nde öÄ?retim üyesi olarak çalıÅ?maktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

 



TÜRKİYE’NİN JEOPOLİTİK ÖNEMİ

Prof. Dr. Tahir BAÅ?TAYMAZ - 2 Mart 2006

 

Dünya, ekonomik ve siyasi olarak yeniden Å?ekillenirken, bölgemizdeki istikrarsızlıÄ?ın arttıÄ?ı bir dönemde, mevcut olaylara iki kutuplu dünya düzeninin yarattıÄ?ı alıÅ?kanlıklarla bakmanın ne denli büyük yanılgılar oluÅ?turacaÄ?ı giderek belirginleÅ?mektedir. DıÅ? iliÅ?kileri yoÄ?unlaÅ?tırmakta olduÄ?umuz ABD ile AB’nin, artık eski dünya düzeninin dürtüleri ile hareket etmediklerini görmek, iliÅ?kilerimizde zaman zaman yaÅ?adıÄ?ımız hayal kırıklıklarının altında yeni düzenini kavrayamama ve bu düzenin gereklerine göre politika oluÅ?turamamanın yattıÄ?ını anlamak zorundayız.


Yeni dünya düzenini, liberal kapitalizmin mutlak zaferi olarak deÄ?erlendirenler giderek çoÄ?almaktadır. Kapitalist geliÅ?mede ulaÅ?ılan sosyal hukuk devleti, yeni düzende, kapitalist geliÅ?meyi ehlileÅ?tirecek alternatiflerin bulunmaması nedeniyle giderek terk edilmeye baÅ?lanmıÅ?tır. Dünya, rekabet gücü esasına göre yeniden Å?ekillenirken ehlileÅ?tirilmiÅ? ve dünyanın tek egemen gücü olarak ABD’nin, dünyayı kendi isteÄ?ine göre yeniden Å?ekillendirmeye baÅ?laması, daha doÄ?rusu dünyayı yeniden dizayn etme isteÄ?i bu aÅ?amada ortaya çıkmaktadır. ABD, 280 milyon nüfus, 10.5 trilyon dolar yıllık gelir, 38.000 dolar kiÅ?i baÅ?ına gelir ile tartıÅ?masız en büyük askeri güçtür. Bu gücü dengeleyecek ve yola getirecek bir baÅ?ka güç görünmemektedir. Avrupa BirliÄ?i, ABD'ye oranla daha gevÅ?ek bir yapı oluÅ?turması yanında, üyeler arasında çıkar çatıÅ?masının bulunduÄ?u ve askeri güç olarak da ABD'nin çok gerisinde ve onun askeri hegemonyası altındadır.


Türkiye güç mücadelelerinin yoÄ?unlaÅ?tıÄ?ı dünyada, bulunduÄ?u coÄ?rafya nedeniyle çatıÅ?maların ortasında kalmıÅ? durumdadır. Yeni stratejiler geliÅ?tirmeye acilen ihtiyacı vardır. Aksi takdirde teslimiyetçi bir anlayıÅ? ile bizden çok ötelerde yazılan senaryoların pasif aktörü olma tehlikesi giderek büyümektedir.


Prof.Dr.Tahir BAÅ?TAYMAZ

1957 yılında İstanbul’da doÄ?du. İlk, orta lise eÄ?itimini Bursa’da tamamladı. 1981’de Bursa Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi’nden mezun oldu. Aynı yıl Fakülte’ye asistan girdi. 1982 yılında baÅ?ladıÄ?ı doktora çalıÅ?malarını 1986 yılında "GeliÅ?mekte Olan Ülkelerde Enformel Sektörün Nitelikleri ve Önemi" baÅ?lıklı tezi tamamlayarak doktor, 1989’da çalıÅ?ma ekonomisi alanında doçent, 1995’te profesör unvanını aldı. 1996-2000 yılları arasında ÇalıÅ?ma Ekonomisi ve Endüstri İliÅ?kileri Bölüm BaÅ?kanlıÄ?ı’nı yürüttü. 2001 yılından itibaren Sosyal Bilimler Enstitü Müdürü olarak görev yapıyor.  YurtdıÅ?ı İÅ?çi Sorunlarını AraÅ?tırma Merkezi, Friedrich Ebert Vakfı, Uluslararası ÇalıÅ?ma TeÅ?kilatı, Türk-İÅ? ve Unicef gibi pek çok araÅ?tırma projesinde yer aldı. ÇalıÅ?an çocuklar, enformel sektör, yurtdıÅ?ından geri dönen Türk iÅ?çilerinin çalıÅ?ma sorunları konularında bilimsel eserleri bulunuyor. Evli ve iki çocuk babasıdır.

 

 


AB SÜRECİNDE TÜRKİYE'DE BİLİM VE EÄ?İTİM

Prof. Dr. Mehmet GENÇ, Doç. Dr. Kâmuran REÇBER - 9 Mart 2006

 

AB Konseyi, Aralık 2004’te benimsediÄ?i Zirve Sonuç Bildirgesi’nde Türkiye ile tam üyelik müzakerelerinin 03.10.2005 tarihinde baÅ?latılmasına karar vermiÅ? ve bu tarih itibarıyla da "Müzakere Çerçeve Belgesi"ni kabul etmiÅ?tir. Türkiye Cumhuriyeti ile AB arasında tam üyeliÄ?e, diÄ?er bir ifadeyle katılıma yönelik müzakerelerin baÅ?latılması, üye adaylıÄ?ı sürecinin en önemli aÅ?aması olarak deÄ?erlendirilebilir. Zira, AB tarafından benimsenen 35 baÅ?lık altındaki konulara iliÅ?kin Türkiye’nin gerçekleÅ?tirdiÄ?i ilerlemeler ve yapması veya yerine getirmesi gereken yükümlülükler müzakerelere konu olacaktır. Müzakere sürecinde, taraflar arasında sürdürülen görüÅ?melerin en kısa sürede sonuçlandırılması, Türkiye’nin AB’ye tam üyeliÄ?ini hızlandırıcı bir etki oluÅ?turacaktır. Tam üyelik müzakerelerinin sürdürülmesi için bir hükümetlerarası konferans tesis edilmektedir. Hükümetlerarası konferansın tarafları, Türkiye ile AB üyesi 25 üye devletin temsilcileri olmaktadır. Bu haliyle bu konferans yöntemini, tarafların bulundukları konum itibarıyla iki taraflı bir yapılanma olarak da kabul etmek mümkündür. Türkiye’nin, topluluklar müktesebatına uyum saÄ?layıp saÄ?layamadıÄ?ı konusunda saptama yapabilme gayesi güden tarama sürecinin baÅ?latılması, baÅ?langıçta hangi konu baÅ?lıklarında müzakerelerin açılacaÄ?ı ve müzakere süreci ilgili diÄ?er konular, bu konferansta karara baÄ?lanmaktadır. Müzakere sürecinde, özellikle ulusal çıkarlarımızla baÄ?daÅ?mayan (Kıbrıs sorunu, sözde Ermeni soykırımımın tanınması, serbest dolaÅ?ım vb.) konular da maalesef Türkiye’nin karÅ?ısına çıkarılacaktır. Seminer sunumumuzda, Tam Üyelik Müzakere Çerçeve Belgesi’nin önemli kısımları tarafımızca irdelenmeye çalıÅ?ılacaktır.


Prof.Dr.Mehmet GENÇ

1949 yılında Adana’da doÄ?du. Lisans eÄ?itimini Ruhr Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde, yükseklisans ve doktora eÄ?itimini ise Heidelberg Üniversitesi’nde yaptı. 1977-1983 yılları arasında Heidelberg Üniversitesi’nde asistan / dr. asistan olarak görev üstlendi. 1984 yılından beri İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İliÅ?kiler Bölümü’nde öÄ?retim üyesi olarak görev yapmaktadır. 1995 yılından bu yana "Türk Hukukunun Avrupa Toplulukları Hukukuna UyumlaÅ?tırılması Özel İhtisas Komisyonu" üyesidir. Uzmanlık alanları, Avrupa toplulukları hukuku/ Avrupa BirliÄ?i hukuku, uluslararası hukuk ve uluslararası insan hakları hukukudur.


Doç.Dr.Kâmuran REÇBER

1968 yılında Sivas’ta doÄ?du. Lisans ve yükseklisans eÄ?itimini UludaÄ? Üniversitesi’nde, doktora eÄ?itimini ise Nice Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nde tamamladı. Uzmanlık alanları, Avrupa toplulukları hukuku/Avrupa BirliÄ?i hukuku ve uluslararası hukuktur. 1998 yılından beri UludaÄ? Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Uluslararası İliÅ?kiler Bölümü Devletler Hukuku Anabilim Dalı’nda öÄ?retim üyesi olarak görev yapmaktadır.


 
AB SÜRECİNDE TÜRKİYE’DE BİLİM ve EÄ?İTİM

Prof. Dr. Erdal EMEL, Prof. Dr. İ. Naci CANGÜL - 16 Mart 2006

 

Türk insanı, 19. yüzyılda baÅ?lattıÄ?ı modernleÅ?me süreci ile daha önce girmiÅ? olduÄ?u tüm çıkmazlardan ancak Batı uygarlıÄ?ını örnek alarak kurtulabileceÄ?ini öngörmüÅ?tür. Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluÅ?u ile birlikte, Atatürk ilke ve devrimlerinin yol göstericiliÄ?inde, gerçek bir aydınlanma süreci ise laik anlayıÅ?ın egemen olduÄ?u bilim ve eÄ?itim kurumlarının ortaya çıkıÅ?ı sonucu hayata geçirilebilmiÅ?tir. Türkiye, 21. yüzyılda ise Avrupa BirliÄ?i’ne üyelik süreci ile kendini, bilim ve eÄ?itimde evrensel düzeye geçiÅ?in eÅ?iÄ?inde hissetmektedir. Bu baÄ?lamda, ilk, orta ve yükseköÄ?retimde AB’ye uyumlulaÅ?tırma çalıÅ?maları bir devlet politikası olarak eÄ?itim kurumlarına görev olarak verilmiÅ?tir. Böyle bir dönemde, evrensel içerik ve kalitede eÄ?itim düzeyine yaklaÅ?ma çabalarının, Cumhuriyetimizin ilkelerini de gözeten bir anlayıÅ?la sürdürülmesinin, güçlü bir AB ortaÄ?ı olmanın önkoÅ?ulu olduÄ?una inanmaktayız. Bunun yanında yükseköÄ?retim kurumlarımızda üretilen bilimin, AB ile uyum sürecinde, odak noktası yüksek öÄ?retim kurumları olmak üzere, "Avrupa AraÅ?tırma Alanı" kapsamında hem Avrupa’ya açılması, hem de yükseköÄ?retim kurumları dıÅ?ına yayılması öngörülmektedir. Dolayısı ile bilimin, üretkenliÄ?e ve rekabet üstünlüÄ?üne olanak saÄ?layan bir unsur olması nedeniyle, yakın gelecekte Avrupa’ya küresel bir üstünlük aracı olarak hizmet etmesi, AB’nin benimsediÄ?i bir strateji olarak görülmelidir. Bu anlamda, Türkiye’nin bilim altyapısının, TÜBİTAK aracılıÄ?ı ile güçlendirilmesi ve yurtiçi ulusal gelirden bilimsel geliÅ?meye ayrılan payın AB normlarına yaklaÅ?tırılması çabalarına, Türkiye’de bilimsel üretim yapan tüm kurumların önem vermesi ve katkıda bulunması gerekir.

 

Prof. Dr. Erdal EMEL

 

1958 yılında Balıkesir’de doÄ?du. 1981 yılında İTÜ Makine Fakültesi’nden mezun oldu. University of Michigan’da makine mühendisliÄ?i tasarım ve imalat alanında 1983 yılında yükseklisans, 1987’de yükseklisans ve doktora eÄ?itimini tamamladı. Otomotiv ve makine imalat sektöründe otomasyon ve üretim yönetimi alanında bilimsel çalıÅ?malar yaptı.

1990 yılından itibaren UludaÄ? Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi öÄ?retim üyesi ve halen Endüstri MühendisliÄ?i Bölüm BaÅ?kanıdır.

UludaÄ? Üniversitesi’nde eÄ?itimde kalite kültürünün yaygınlaÅ?ması ve akreditasyon hazırlıklarının koordinasyonundan sorumlu rektör yardımcılıÄ?ı görevini sürdürmektedir.


Prof.Dr.İ.Naci CANGÜL

1967 Diyarbakır doÄ?umlu.1987’de UÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nü bitirdi. 1989’da aynı bölümde yüksek lisansını, 1990’da Warwick Üniversitesi’nde ikinci yüksek lisansını, 1994’te de Southampton Üniversitesi’nde doktorasını tamamladı. 1996’da UÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Matematik Bölümü’nde öÄ?retim üyeliÄ?ine baÅ?ladı. 1999’da doçent, 2005’te profesör oldu. 2001 yılında UÜ’de baÅ?latılan eÄ?itim reformu çalıÅ?malarında, fakülte ve rektörlük bünyesindeki çeÅ?itli kurullarda görev yapmakta, eÄ?itimde uluslararası iliÅ?kiler konusunda rektör danıÅ?manlıÄ?ı görevini sürdürmektedir.

Otuzun üzerinde makale ve kitabı, yurtiçi ve yurtdıÅ?ında verilmiÅ? çok sayıda bildirisi bulunmakta, İngilizce, Almanca ve Fransızca bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.

 

 



DÜNYA ENERJİ KAYNAKLARI ve TÜRKİYE

Prof. Dr. Ercan DÜLGEROÄ?LU - 30 Mart 2006

 

Dünya üretim-tüketim kalıplarının geliÅ?mesi, ekonomik ve sosyal ilerleme ile birlikte hızla artmakta olan enerji tüketimini ve üretimde kullanılacak kıt kaynakları da gündeme getirmiÅ? bulunmaktadır. Sanayi, ulaÅ?tırma, imalat ve elektrik üretim sektörlerinin en önemli girdilerinden biri olan enerji tüketimi yeryüzünde gittikçe artmakta olan bir kirlenmeye neden olmaktadır. Özellikle fosil yakıtlar olarak bilinen kömür-petrol-doÄ?algaz üçlüsünün tüketimi, hava, toprak ve su kirliliÄ?ine yol açmakta; doÄ?al atmosferik denge, insan saÄ?lıÄ?ı ve biyolojik ekosistemler üzerinde çok ciddi olumsuz etkiler yaratmaktadır. "Ekonomik ve kolay elde edilebilir enerji" kavramı yerini artık "ekonomik, güvenilir ve temiz" enerji kavramına bırakmıÅ? bulunmaktadır. Tüm geliÅ?miÅ? ülkelerde olduÄ?u gibi Avrupa TopluluÄ?u’nda da enerji-çevre dengesini en akılıcı biçimde iyileÅ?ebilmesi amacıyla yoÄ?un çalıÅ?malar yürütülmektedir.


Bu sunumda, dünya üzerindeki mevcut enerji kaynakları incelenecek ve her birinden yayılan kirlenmenin boyutları nicelik ve nitelik itibariyle irdelenecektir. Avrupa TopluluÄ?u ve Türkiye’deki enerji kaynakları ve çevre politikaları, bu çerçevedeki teknik ve hukuki önlemler ele alınacaktır. Bu baÄ?lamda Avrupa TopluluÄ?u’ndaki enerji-çevre dengesinin nasıl saÄ?landıÄ?ı ortaya konarak bazı saptamalarda bulunulacaktır.

Sonuçta ülkemizin uzun dönemde enerji talebini karÅ?ılayacak en iyi sistem kompozisyonunu ortaya çıkarmak üzere yapılacak çalıÅ?malara, çevre boyutunun dahil edilmesinin kaçınılmazlıÄ?ı ortaya çıkmaktadır. Çevre kriterleri ile enerji üretiminin ekonomik, güvenilir ve bilimsel bir Å?ekilde organize edilebilmesi, ancak bu kriterleri veri olarak alan uzun dönem planlaması ile mümkün olabilecektir.


Prof.Dr. Ercan DÜLGEROÄ?LU

1947 yılında Bursa’da doÄ?du. Çekirge İlkokulu’nu bitirdikten sonra ortaöÄ?retimini Bursa Erkek Lisesi’nde tamamladı. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi’nden 1968 yılında mezun oldu. 1971-1976 yılları arasında Bursa Ticaret ve Sanayi Odası’nda iktisatçı olarak uzmanlık yaptı. 1976 yılında "Organize Sanayi Bölgeleri ve Bursa ÖrneÄ?i" teziyle iktisat doktorasını verdi ve üniversitede göreve baÅ?ladı. 1979-1980 yıllarında Bursa Üniversitesi İktisadi ve Sosyal Bilimler Fakültesi adına ABD Minnesota Üniversitesi’nde doktora sonrası çalıÅ?malar yaptı. 1984’te doçent oldu. UÜ Sosyal Bilimler Enstitüsü MüdürlüÄ?ü görevinde bulunmuÅ?tur. Kırgızistan Celalabad Kommersiyalık Enstitüsü’nde dersler verdi. Halen misafir öÄ?retim üyesi olarak Balıkesir Üniversitesi Bandırma İİBF’de İngilizce iktisat dersleri vermektedir. İktisadi eserleri yanında arıcılık ve Bursa kenti ile ilgili eserleri de bulunmaktadır. UÜ Arıcılık GeliÅ?tirme Merkezi bünyesinde, Bursa’nın SadaÄ?, Akçapınar ve Onaç köylerinde yürütülen Arıcılık GeliÅ?tirme Projesi’ni yönetmektedir. 1991 yılından bugüne UludaÄ? Üniversitesi’nde profesör olarak görev yapmaktadır.

 

 



TÜRKİYE - ABD İLİÅ?KİLERİ

Doç. Dr. Ö. Göksel İÅ?YAR- 6 Nisan 2006

 

İkinci Dünya SavaÅ?ı sonrasında Türkiye-ABD iliÅ?kileri, her iki ülkenin de ulusal güvenlik politikaları çerçevesinde tanımlanan ortak çıkarlar üzerine kurulmuÅ?tur. Sovyet tehdidine karÅ?ı oluÅ?turulan ortak güvenlik stratejileri, ABD-Sovyet iliÅ?kilerinde yaÅ?anan dalgalanmalardan etkilenmiÅ?, Türk-Yunan sorunları ve Kıbrıs meselesiyle zaman zaman gelgitler yaÅ?amıÅ?tır. SoÄ?uk savaÅ?ın sona ermesi, iki ülke arasındaki iliÅ?kilerde bir duraklamaya neden olmuÅ?sa da, Körfez SavaÅ?ı sırasında üstlendiÄ?i önemli rol, Türkiye'nin jeopolitik önemini, ABD'nin tek süper güç olarak kaldıÄ?ı yeni dünya düzeninde de koruduÄ?unu göstermiÅ?tir. Son yıllarda Türkiye’nin komÅ?u ülkelerle olan iliÅ?kileri ve bölge ülkelerinin kendi içlerinde yaÅ?adıkları sorunlar, ABD’nin güvenlik stratejisinde öncelikli konular olarak yer almıÅ? ve Türkiye gerek stratejik önemi, gerek siyasi ve ekonomik sorunlarıyla, Amerikan dıÅ? politikasının ve ulusal güvenlik stratejisinin Å?ekillenmesinde etkili olmuÅ?tur.


1990’lı yıllarda, Türkiye-ABD iliÅ?kilerinin çeÅ?itlendirilerek derinleÅ?tirilmesi için bazı iki taraflı giriÅ?imler olmuÅ?tur. 1991’de "GeliÅ?tirilmiÅ? Ortaklık" kavramının ortaya atılması, bu arayıÅ?ın ilk sonucudur. Türkiye-ABD iliÅ?kileri, özellikle 1995'ten sonra yeni bir boyut kazanmıÅ? ve 1997 yılında, iliÅ?kiler beÅ? ana baÅ?lık altında deÄ?erlendirilmeye baÅ?lanmıÅ?tır. "BeÅ? Bölümlü Gündem" ismini taÅ?ıyan bu yeni deÄ?erlendirme paradigması; enerji, ekonomi ve ticaret, bölgesel iÅ?birliÄ?i, Kıbrıs, savunma ve güvenlik alanlarında iÅ?birliÄ?i konularını içermekteydi. 1999 yılında Türkiye’de yaÅ?anan deprem felaketi ve ardından da AGİT İstanbul zirvesi çerçevesinde ABD BaÅ?kanı Bill Clinton’un Türkiye’ye yaptıÄ?ı resmi ziyaret, iki ülke arasındaki iliÅ?kilerin geliÅ?mesi ve derinleÅ?tirilmesi yolunda önemli adımlar olmuÅ? ve iki ülke arasındaki "stratejik birlikteliÄ?i" güçlendirmiÅ?tir.


Türkiye-ABD iliÅ?kileri, 2001 yılından itibaren üç ana eksende yeniden tanımlanmaya baÅ?lanmıÅ?tır. Birincisi, Türkiye’de yaÅ?anan ekonomik krizden çıkıÅ? mücadelesinde ABD’nin Türkiye’ye verdiÄ?i ve vereceÄ?i destek ile ilgilidir. Türk-Amerikan iliÅ?kilerinde 2001’den sonra varlıÄ?ını hissettiren üçüncü eksen, Irak krizi ve savaÅ?ı baÄ?lamında Türk Amerikan iliÅ?kilerinin sınırlarının ve boyutlarının yeniden tanımlanmaya baÅ?lanması olmuÅ?tur.


2002 yılından itibaren önemli bir dönemece giren Türkiye’nin AB üyeliÄ?i süreci, gerektirdiÄ?i ekonomik ve siyasal içerikli reformlarla Türkiye’nin geleceÄ?i üzerinde önemli bir rol oynamaya devam etmektedir. Bu alandaki geliÅ?meler, ABD’li yetkililer tarafından da dikkatle izlenmekte, bu süreç, IMF-Türkiye iliÅ?kilerinde öngörülen ekonomik yeniden yapılanma süreci ile paralel bir biçimde algılanmaktadır. "KomÅ?ularıyla barıÅ?ık, istikrarlı ve güçlü bir Türkiye" fikrinin sözü edilen reformlarla hayata geçmesi ve içinde bulunduÄ?u bölgede örnek haline gelmesi, ABD’nin bölge politikalarının ana unsurlardan biri olmaya devam etmektedir.


Irak savaÅ?ının ardından ABD tarafından planlanıp ileri sürülen Büyük OrtadoÄ?u Projesi (BOP) ve G-8 ülkeleri vasıtasıyla uluslararası sistem kapsamında içselleÅ?tirilmeye çalıÅ?ılan GeniÅ?letilmiÅ? OrtadoÄ?u ve Kuzey Afrika GiriÅ?imi (GOKAG) çerçevesinde Türkiye-ABD iliÅ?kileri bölgesel meseleler üzerinde odaklaÅ?mıÅ? ve somutlaÅ?maya baÅ?lamıÅ?tır.  İki ülke iliÅ?kilerinin günümüz itibarıyla en önemli boyutu, Å?üphesiz ki, uluslararası terörle mücadele ve demokratikleÅ?me sürecinin desteklenmesi olarak telakki edilebilir.


Doç.Dr.Göksel İÅ?YAR

1969 yılında ABD’de doÄ?du. Lisans, yükseklisans ve doktora eÄ?itimini UludaÄ? Üniversitesi’nde yaptı. 1990-1998 yılları arasında İİBF Uluslararası İliÅ?kiler Bölümü’nde araÅ?tırma görevlisi kadrosunda çalıÅ?tı. 1998 yılından beri ise, aynı bölümde yardımcı doçent kadrosunda görev yapmakta. Avrupa entegrasyonu, Rus ve Alman dıÅ? politikaları, DaÄ?lık KarabaÄ? sorunu konularında yayınlanmıÅ? çok sayıda makalesi bulunmaktadır.

 

 



AB SÜRECİNDE TÜRKİYE’DE TARIM ve HAYVANCILIK POLİTİKALARI

Prof. Dr. Vahap KATKAT, Prof. Dr. Hasan BATMAZ- 13 Nisan 2006

 

AB ile tarım alanında yürütülecek müzakere sürecine, 05 Aralık 2005’te baÅ?lanmıÅ?tır. GörüÅ?melere konu olacak 35 müzakere baÅ?lıÄ?ı içerisinde "tarım ve kırsal kalkınma", "gıda güvenliÄ?i, hayvan ve bitki saÄ?lıÄ?ı" ile "balıkçılık" olmak üzere üç müzakere baÅ?lıÄ?ı, tarım sektörünü doÄ?rudan ilgilendiren konular olarak öne çıkmaktadır. Söz konusu müzakere sürecinde yaÅ?anacak olan Türkiye ile AB'nin karÅ?ılıklı isteklerinin uyumlaÅ?tırılmasına yönelik bir uzlaÅ?ma yerine; AB'nin tüzük, karar, görüÅ? ve tavsiye hiyerarÅ?isinde baÄ?layıcılıÄ?a sahip mevcut mevzuatın Türkiye'ye aktarılmasına yönelik zaman ve finansman planlaması Å?eklinde olacaktır. Toplam istihdamın yüzde 33'ü tarımda çalıÅ?an ve 39 milyon hektar ile 25 üyeli AB'nin toplam tarım alanının yüzde 23'ü oranında tarım alanına sahip Türkiye gibi büyük bir ülkede, AB'de uygulanan ortak tarım politikasına uyumun gerçekleÅ?ebilmesi, hem Türkiye'nin etkili ve doÄ?ru politikalar izlemesi, hem de topluluÄ?un, diÄ?er aday ülkelerde olduÄ?u gibi, sektörel sorunları giderip farklı yapıların uyumlaÅ?tırılmasına yönelik irade ortaya koyması, buna yönelik yönetimsel ve finansal araçları devreye sokması ile olanaklıdır.


Hayvancılık tüm dünya ülkelerinde olduÄ?u gibi Türkiye’de de ekonomik, sosyal ve beslenme açılarından önem taÅ?ıyan vazgeçilmez bir sektördür. Türkiye’de GSMH içerisinde yalnızca hayvancılıÄ?ın yüzde 6’lar düzeyinde bir paya sahip olması bunun önemli bir göstergesidir. BüyükbaÅ? ve küçükbaÅ? hayvan varlıÄ?ımız Cumhuriyetimizin kuruluÅ?undan itibaren sürekli artarken, 1980 yılından sonra ani bir düÅ?üÅ? göstermiÅ?tir. Hayvan baÅ?ına üretim miktarı artmıÅ? olmasına raÄ?men, hayvancılıÄ?ı geliÅ?miÅ? ülkelerle kıyaslanmayacak düzeyde gerilerde kalmıÅ?tır. 1980’den sonra nüfus yüzde 56 artarken, hayvan sayısındaki azalma düÅ?ündürücüdür.


YaklaÅ?ık 25 yıldır gerileyen hayvancılıÄ?ın, Å?imdi AB mevzuatı ile ele alınmaya çalıÅ?ılmasının Türkiye hayvancılıÄ?ına kazandıracakları kadar kaybettireceklerinin de olabileceÄ?i göz önünde bulundurulmalıdır. Çünkü Türk tarım politikası ile Avrupa BirliÄ?i’nin ortak tarım politikası arasındaki temel farklılıklardan birini fiyat ve destek mekanizmalarındaki farklılık oluÅ?turmaktadır. AB’nin uygulamakta olduÄ?u tarım politikaları Türkiye’nin tarım konusundaki beklentileri yönünden uygulanması gereken tarım politikaları ile örtüÅ?memektedir. AB, birçok üründe üretime kota uygularken, Türkiye için stratejik özellik taÅ?ıyan ürünlerde üretimin artırılması gerekmektedir. Özellikle canlı hayvan, kırmızı et ve ürünleri, süt ve süt ürünleri, bitkisel yaÄ?lar ve mısır gibi kronik açıÄ?ı bulunan ürünlerin serbest piyasa koÅ?ullarına terk edilmesinin faturası aÄ?ır olacaktır. Kanatlı sektörünün dıÅ?ında, yıllardır kendi kaderine terk edilen, zahmetli ve karlılıÄ?ı olmayan hayvancılık sektörü, AB’nin hayvancılık desteklerinin kısıtlanmasına ve DTÖ kurallarına göre AB’nin güçlü stoÄ?u ve teknik donanımı ile rekabet edemeyecektir. Yıllardır üzerine gidilmeyen, ertelenen tüberküloz, bruselloz gibi kronik enfeksiyon hastalıkların eradikasyonu ve mücadelesi ile kendimiz için çözüm yapılmamıÅ? olup, AB’nin mevzuatları sonucu zorunlu ele alınacak ve böylece bu hastalıklar nedeni ile önümüzdeki yıllarda hayvansal ürünlerin ticareti zorluklarla karÅ?ı karÅ?ıya kalabilecektir.


Sonuç olarak, kanatlı sektörü dıÅ?ında ülkemiz hayvancılıÄ?ı kendi çıkarlarımız yönünde hızla ele alınmalı, yalnız AB kriterlerine terk edilmemelidir. Yıllarca kendi politikası olmayan bu sektörde, geç kalınmıÅ?lık telafi edilemeyecek boyutlara ulaÅ?acak olursa, ülkemiz AB’nin pazarı haline gelebilecektir.


Prof.Dr.Vahap KATKAT

1950 yılında Ankara'da doÄ?du. 1972 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölümünü bitirdi. 1977 yılında ziraat doktoru, 1982 yılında doçent ve 1988 yılında profesör oldu. Fransa hükümeti ve Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı bursları ile 2 yıl Fransa'da kaldı. TÜBİTAK Bilim Adamı YetiÅ?tirme Grubu’nun destekleri ile 1989 yılında 3 ay Fransa ve İsviçre'de araÅ?tırmalar yaptı. 1984 yılında kuruluÅ?unu gerçekleÅ?tirdiÄ?i UludaÄ? Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölüm BaÅ?kanlıÄ?ı görevini aralıksız 16 yıl süre ile yürüttü. Bugüne kadar UludaÄ? Üniversitesi Çevre AraÅ?tırma Merkezi Yönetim Kurulu ÜyeliÄ?i, Yerel Gündem 21 Arazi Kullanımı ve Çevre ÇalıÅ?ma Komitesi BaÅ?kanlıÄ?ı, TEMA Vakfı Bursa İl TemsilciliÄ?i, Bursa Kent Konseyi Yürütme Kurulu ÜyeliÄ?i, TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası Onur Kurulu ÜyeliÄ?i ve Ziraat Mühendisleri Odası Bursa Å?ube BaÅ?kanlıÄ?ı görevlerini yürüttü. Halen UludaÄ? Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bölüm BaÅ?kanı ve Ziraat Fakültesi Dekanı olarak görev yapmaktadır. ÇoÄ?unluÄ?u orijinal araÅ?tırma olmak üzere Türkçe ve yabancı dilde yayınlanmıÅ? 110 eseri bulunmaktadır.


Prof.Dr.Hasan BATMAZ

1962 yılında Gemlik’te doÄ?du. 1984 yılında UludaÄ? Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nden mezun oldu. UludaÄ? Üniversitesi adına 35. madde ile İstanbul Üniversitesi SaÄ?lık Bilimleri Enstitüsü Veteriner İç Hastalıkları Dalı’na görevlendirildi ve 1988 yılında doktorasını tamamladı. Doktorasını tamamladıktan sonra UÜ Veteriner Fakültesi’ne döndü. 1988’de İç Hastalıkları’nda yardımcı doçent oldu. 1992 yılında doçent, 1998 yılında profesör oldu. 1990-1998 yılları arasında İç Hastalıkları Anabilim Dalı BaÅ?kanlıÄ?ı yaptı. 1998-2000 yılları arasında dekan yardımcılıÄ?ı görevinde bulundu. 2000 yılından bu yana, UÜ Veteriner Fakültesi Dekanı’dır. Dokuzu SCI olmak üzere 44 adet bilimsel makalesi, 18 adet uluslararası sitasyonu, bir kitabı, bir kitapta bölüm yazarlıÄ?ı, iki ders notu ve danıÅ?manlıÄ?ında tamamlamıÅ? 4 adet doktora tezi bulunmaktadır. Evli ve bir çocuk babasıdır.

 

 



AB MÜZAKERE SÜRECİNDE TÜRKİYE SANAYİİ

Prof. Dr. Agâh UÄ?UZ- 20 Nisan 2006

 

AB’nin sanayi politikası, yapısal deÄ?iÅ?ikliklere uyumun hızlandırılarak rekabetin güçlendirilmesini, yeni iÅ? imkânlarının yaratılmasına uygun ortam ile yerli ve yabancı yatırımlarla AB çapında büyümenin desteklenmesini öngören stratejilerin kuvvetlendirilmesini amaçlamaktadır.  Bu çerçevede, bilim ve teknolojideki hedeflere ulaÅ?abilmek için Avrupa’daki araÅ?tırmacıların kalite ve sayısını arttırmak ve Avrupa’daki araÅ?tırma potansiyelini tam olarak deÄ?erlendirmek üzere Avrupa AraÅ?tırma Alanı (ERA) oluÅ?turulmuÅ?tur.  Bu yapılanma içerisinde, ülkelerin sanayi kuruluÅ?larına, üniversiteler kadar görev düÅ?mektedir.  AraÅ?tırma projelerinin hemen hepsinde sanayi ortaklıÄ?ı istenmekte ve teknolojiye katkı beklenmektedir. AraÅ?tırmanın, sanayinin para ve iÅ?gücü katkısı olmazsa olamayacaÄ?ı vurgulanmakta, bu köprülerin kurulması için yeni yolların araÅ?tırılması ve önlemlerin alınması önerilmektedir. Bu yollardan birisi ve belki de en önemlisi teknoparklardır.  Teknoparklar, üniversite ve araÅ?tırma kurumlarıyla üretim sektörlerinin iÅ?birliÄ?ini saÄ?layarak ülke sanayinin uluslararası rekabet edebilir ve ihracata yönelik bir yapıya kavuÅ?turulması amacıyla teknolojik bilgi üretmek, verimliliÄ?i arttırmak, üretim maliyetlerini düÅ?ürmek ve teknolojik bilgiyi ticarileÅ?tirmek gibi birçok misyonu üstlenmiÅ?tir. Toplam 4308 firması bulunan, Türkiye’deki yabacı sermayeli firmaların yüzde 11’ini barındıran, baÅ?ta otomotiv ve tekstil olmak üzere lokomotif sanayilerin büyük çoÄ?unluÄ?una sahip Bursa’da da,  2005 Eylül ayında kurulan UludaÄ? Üniversitesi Teknoloji GeliÅ?tirme Bölgesi’ne AB sürecinde büyük iÅ?ler düÅ?mektedir.


Prof.Dr.Agâh UÄ?UZ

1962’de Ankara’da doÄ?du. 1984 yılında İTÜ Kimya-Metalürji Fakültesi’nden Metalürji Mühendisi olarak mezun oldu.  Doktorasını, Milli EÄ?itim BakanlıÄ?ı bursuyla gittiÄ?i Oxford Üniversitesi Malzeme Bölümü'nde 1990 yılında tamamladı. 1991 yılında UludaÄ? Üniversitesi Mühendislik-Mimarlık Fakültesi'nde öÄ?retim üyesi olarak göreve baÅ?ladı. Aynı üniversitede 1996 yılında doçentlik, 2002 yılında profesörlük kadrolarına atandı. 1991-1994 yılları arasında TÜBİTAK Marmara AraÅ?tırma Merkezi Malzeme AraÅ?tırma Bölümü'nde yarızamanlı araÅ?tırmacı olarak çalıÅ?tı. 1997-2000 yılları arasında UÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi dekan yardımcılıÄ?ı, 2000-2002 yılları arasında da  UÜ Mühendislik-Mimarlık Fakültesi Yönetim Kurulu’nda doçent üye görevlerinde bulundu. 2004 yılından beri UludaÄ? Üniversitesi’nde rektör danıÅ?manı ve ULUTEK Genel Müdürüdür. Evli ve 2 çocuk babasıdır.

 

 



TÜRKİYE’DE DEMOKRASİ KÜLTÜRÜ

Yrd. Doç. Dr. Sertaç SERDAR , Yrd. Doç. Dr. Mert GÖKIRMAK- 27 Nisan 2006

 

Demokrasi ve cumhuriyet ilkeleri, çaÄ?daÅ? toplum düÅ?üncesinin temellerini oluÅ?turur. İnsan haklarına dayalı demokratik toplum yapısı; insanın odak alındıÄ?ı, demokratik, laik sosyal hukuk devletinin iÅ?lerlik kazandıÄ?ı, her alanda insanca yaÅ?ama ve geliÅ?menin temel amaç ve hedef olduÄ?u, katılım, dayanıÅ?ma ve paylaÅ?manın toplumsal bütünleÅ?meyi saÄ?ladıÄ?ı, iliÅ?kilerde karÅ?ılıklı sevgi, saygı ve hoÅ?görünün temel alındıÄ?ı, sorumluluk sahibi ve bilinçli vatandaÅ?ların etkili olduÄ?u bir toplum düÅ?üncesini gerektirir. İnsan haklarına saygı, özgürlük, eÅ?itlik ve sosyal adalet düÅ?üncesi, çoÄ?ulculuk ve katılımcılık, demokrasi kültürünün temel göstergeleri olarak karÅ?ımıza çıkar. Bu baÄ?lamda, demokrasi kavramı ve demokratik rejimler bir kültür ürünü olarak "endüstri devrimi" sonrasında beliren yeni toplumsal yapılara karÅ?ılık gelir. Dolayısıyla, "demokrasi kültürüne iliÅ?kin sorunlar", özellikle "endüstrileÅ?melerini henüz tamamlayamamıÅ? olan" ülkelerde daha yoÄ?un bir Å?ekilde göze çarpar. Demokrasilerin, özellikle de "geliÅ?mekte" olan demokrasilerin önünde hem kültürel hem de siyasal anlamda iki tehlike vardır: Birinci tehlike, "temel hak ve özgürlüklere saygılı olması gereken", yani "azınlıkta kalan düÅ?üncelerin de bir gün çoÄ?unluk haline gelebilmelerine olanak saÄ?layan, çoÄ?unluk iradesinin" bu özelliÄ?inin göz ardı edilmesi ve dolayısıyla rejimin bir "çoÄ?unluk diktatörlüÄ?üne" dönüÅ?mesi tehlikesidir. İkincisi ise, demokrasinin temel öÄ?elerinden biri olan "çoÄ?unluk iradesinin" yerine, herhangi bir etnik, kültürel, dinsel ya da ideolojik "kutsal" adına, "azınlık iradesinin" konulması isteÄ?inin ve dolayısıyla bir "azınlık diktatörlüÄ?ünün" savunulmasıdır. Türkiye Cumhuriyeti, endüstrileÅ?me sürecini kaçırmıÅ? olan bir imparatorluÄ?un mirasçısı olarak, endüstrileÅ?me süreci sonucunda deÄ?il de, yenilmiÅ? ve yıkılarak iÅ?gal edilmiÅ? bir devletin topraklarında verilmiÅ? bir "BaÄ?ımsızlık SavaÅ?ı" yoluyla kurulmuÅ? olduÄ?u için, bu her iki tehlikeyle de karÅ?ılaÅ?mıÅ? bir "demokrasi kültürü tarihine" sahiptir.


Yrd.Doç.Dr. Sertaç SERDAR

1966 yılında Bursa’da doÄ?du. 1989 yılında UludaÄ? Üniversitesi Kamu Yönetimi Bölümü’nden mezun oldu. Aynı üniversitesinin Sosyal Bilimler Enstitüsü’nde, siyasal partiler konusunda yazdıÄ?ı tezle 1991 yılında yükseklisansını, siyasal psikolojik bir çözümlemede bulunduÄ?u tez çalıÅ?masıyla da doktora derecesini 1996 yılında aldı. Halen, UludaÄ? Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Anabilim Dalı’nda yardımcı doçent olarak görev yapmakta. Evli ve bir çocuk babasıdır.


Yrd.Doç.Dr. Mert GÖKIRMAK

1991 yılında Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Uluslararası İliÅ?kiler Bölümü’nden mezun oldu. 1993 yılında UludaÄ? Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi’nde araÅ?tırma görevlisi olarak çalıÅ?maya baÅ?ladı. 1994 yılında yükseklisansını, 2000 yılında doktorasını tamamladı. 2002 yılında, halen görev yaptıÄ?ı Kamu Yönetimi Bölümü Siyaset ve Sosyal Bilimler Anabilim Dalı’na Yardımcı doçent olarak atandı. Halen karÅ?ılaÅ?tırılmalı politika ve politik kültür konularında çalıÅ?malar yapmaktadır.


 
Ýlgili Baðlantýlar
· Daha fazla Bursa Eczacý Odasý duyurularý
· Haber gönderen webmaster


En çok okunan haber: Bursa Eczacý Odasý duyurularý:
FÝRMALARIN KAREKODSUZ ÝLAÇ STOK BÝLDÝRÝM LÝNKLERÝ


Haber Puanlama
Ortalama Puan: 0
Toplam Oy: 0

Lütfen bu haberi puanlamak için bir saniyenizi ayýrýn:

Mükemmel
Çok Ýyi
Ýyi
Ýdare Eder
Kötü


Seçenekler

 Yazdýrýlabilir Sayfa Yazdýrýlabilir Sayfa


Ýlgili Konular

Bursa Eczacý Odasý duyurularý


 
BURSA ECZACI ODASI
ALTIPARMAK CAD. KARADAÐ PASAJI NO: 56 KAT: 7 OSMANGAZÝ BURSA
TEL: 0224. 444 7 236 FAKS: 0224. 220 55 26
eczaciodasi@beo.org.tr 

ULUDAÐ ÜNÝVERSÝTESÝ TIP FAKÜLTESÝ ECZACI ODASI BÜROSU
TEL: 0224. 442 82 40 - 41 - 42