Türkiye’de 24 bin eczane var. Sahipleri ve çalıştırdığı ortalama kişi sayısını hesapladığınızda, yaklaşık 100 bin aile eczanelerden para kazanıyor, buradan kazandığı parayla ayakta tutuyor. Ve bu 100 bin aile giderek artan şekilde çığlık atıyor. Sesini duyurmak istiyor. Ancak kulak veren yok. Seçim
öncesinde AK Parti eczacılardan hiç umutlanmasın. Ateş püskürüyorlar. Size burada ayrıntılı olarak, sorunlarını sıralamaya kalksam, başınız döner. Cumartesi Dünya Eczacılık Günü’ydü ve eczacıların amiral gemisi sayılan İstanbul Eczacı Odası’nın düzenlediği sempozyuma davetliydim. Karşımda birden bire, hemen her gün sorunlarımızı çözmeye çalışan, güler yüzleriyle zamanında hem doktorumuz hem de dostumuz olan insanları buldum. Şikayetleri, devlet bürokrasisinin onlara sürekli şekilde kuşkuyla bakmasıyla başlıyor, AK Parti’nin ilaç satışı ve dağıtımı politikalarına kadar uzanıyor. Eğer bu uzun listeyi çok özetlemem gerekirse “AK Parti eczacıyı ortadan kaldırmak istiyor” şeklinde formüle edebilirim.
Eczacılar, belki kamuoyu pek farkında değil ancak bu ülkenin en sağlam ve en iyi organize olmuş sivil toplum örgütlerinden biri. Özgürlüklerden ve cumhuriyet değerlerinden hiç ödün vermeyen bir yapıları var. Bundan dolayı da iktidar ile zaman zaman ters düşüyorlar. Ancak laflarını da hiç yutmuyorlar. Midelerinden konuşmuyorlar. Korkusuzlar. Sağlık Bakanı Recep Akdağ’ı seslerini hiç duymadığından dolayı suçluyorlar. Ben bakanın yerinde olsam, hele şu seçim öncesinde, biraz kulağımı açardım. Zira bu eczacılar tekin insanlar değiller. Üstelik bu toplumun ihtiyacı olan, bu toplumun nabzını en iyi tutan kesim... İyi organize olurlarsa, insanı fena çarparlar.
Mehmet Ali Birand
18 Mayıs 2011 POSTA Gazetesi