Başkanımız Ecz. Okan Şahin'in T.E.B. 2. Bölgelerarası Toplantısı'nda Yaptığı Konuşma

Başkanımız Ecz. Okan Şahin'in 1-2 Temmuz 2021 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilen Türk Eczacıları Birliği 42. Dönem 2. Bölgelerarası Toplantısında yaptığı konuşma ekte bilgilerinize sunulmuştur.

 

 

Sayın Protokol sevgili meslektaşlarım hepinizi Bursa Eczacı Odası Yönetim Kurulu ve şahsım adına saygı ve sevgiyle selamlıyorum.

Bildiğiniz gibi zor dönemlerden geçtik. Covid ile verdiğimiz savaşta maalesef kaybettiklerimiz oldu. Meslektaşlarımızı kaybettik. Teknisyen arkadaşlarımızı kaybettik. Yakınlarımızı kaybettik. Birçok vatandaşımızı kaybettik. Hepsini rahmet ve minnetle anıyorum. Bu zor dönemde emek veren meslektaşlarına her zaman yanında olduğunu hissettiren siz Eczacı Odası yetkili kurullarında görev alan tüm meslektaşlarıma da teşekkür ediyorum.

Her ne kadar eczacı odaları bir şey yapmadı dese de sayın Başkan, ben bu dönemde eczacı odalarımızın özellikle  gerekli tüm çalışmayı yaptığını ve ellerinden gelen tüm maddi ve manevi desteği verdiğini gördüm. Hepinize tek tek teşekkür ediyorum.

Tabii covid dönemi devam ederken bizim mesleğin sorunları artmaya devam etti azalmadı. Burada baktığımız zaman neler vardı. Birinci aşamada İlaç Fiyat Kararnamesi vardı. Bunu sürekli söyledik söylemeye de devam ediyoruz. İlaç Fiyat Kararnamesi ilk çıktığında yüzde 17’lerde olan dördüncü, beşinci kademe oranı bugün itibarıyla yüzde 44’lere 45’lere varmış halde. Bu, eczacıyı artık çok ciddi anlamda keser halde.

Peki ecza kooperatiflerimiz açıkladı, 2010 yılında yapılan çalışmalarda eczacı kârlılıkları yüzde 30’lardayken şu anda yüzde 21’lere gerilemiş halde. MF’ler yüzde 9’un üzerindeyken yüzde 5’in altına inmiş halde. Peki, tüm bu ilaçlarda eczacı kârlılıkları bu kadar düşerken eczacının cebine kalan paralar daha azalırken her türlü zam görmesine rağmen bu ilaçlar eczacının kârı daha düşerken ilaç firmaları neden ses çıkarmıyor hiç düşündünüz mü? Şöyle aktarayım sevgili meslektaşlarım. Daha dün sayın Taner Başkanla bir sohbet yaptık. Kendisi de aktardı. Dedi ki bugün bir ilaç firması kurduğunuzda yaklaşık yüzde  70’lere kadar yaptığı yatırımı teşvik olarak geri alma durumları oluyor. Ve ilaç firmalarının bir çoğu bunlardan çok iyi gelirler elde ediyor. Bugün Türkiye’nin en büyük firmalarından bir tanesi 2 milyar TL’lik bir hibe desteğini bekler halde. Tabii ki bu firmaların bir çoğu buralardan açıklarını kapatırken benim eczanesindeki meslektaşlarım bu açıklarını kapatamadılar.

Diğer bir husus kamu kurum iskontoları dedik. Kamu kurum iskontoları ilk başladığında birlerle, ikilerle, üçlerle başladı. Şu anda  45’leri 50’leri buldu. Ortalaması yüzde 25’lerde. Bugün kamu kurum iskontosundan eczacının taşıma zararı yüzde 5’leri bulmuş halde. Bu kamu kurum iskontosunun bir an önce üzerimizden kalkması gerektiğini düşünüyoruz sevgili meslektaşlarım. Tabii bazen meslektaşlarımız şunu söylüyorlar. Diyorlar ki bu kamu kurum iskontosu özellikle elden sattıklarımızda elimize kalıyor. Tabii ilaç firmaları buna da uyandılar. Artık elden satış yaptığımız  psf’si 20 TL altındaki tüm ilaçlarda kamu kurum iskontosu sıfır sevgili meslektaşlarım. Birçok meslektaşımızın gözünden kaçıyor. Artık bizim cebimize buradan bir şey kalmıyor.

Diğer bir husus, gıda takviyeleri. Covid döneminde gıda takviyelerinde çok ciddi bir talep oluştu. Hatta geçtiğimiz günlerde bu gıda takviyelerinin sahiplerinden bir tanesi bir televizyon kanalında bu sene içerisinde bu pazarın 4 milyar TL’yi bulmasını beklediklerini söyledi. Bugün Türkiye ilaç pazarı 48, 49 milyar TL arkadaşlar. Yani ilaç pazarının yüzde 10’u kadar bir pazardan bahsediyoruz, gıda takviyesi. Bu gıda takviyelerinde ruhsatlandırmaların Tarım Bakanlığı’ndan yapılarak eczane dışına kaçırılması için ellerinden geleni yapıyorlar. Biz de elimizden gelen çabayı gösterip bunların artık Sağlık Bakanlığı’ndan ruhsatlandırılması ve sadece eczanelerden satılması için çabalamalıyız. Çünkü internette özellikle bu ürünlerle ilgili çok ciddi satış var. Bunların artık önüne geçmeliyiz. İnternet  demişken diğer  bir husustan daha bahsedelim sıkıntı yaşadığımız. İkinci el ilaçtan bahsediliyor sevgili meslektaşlarım. İkinci el ilaç olabilir mi, ikinci el araba duyduk, ev duyduk ama ikinci el ilaç… Maalesef ülkemizde yaşanan ekonomik sıkıntılar sebebiyle bazı vatandaşlarımız artık bunu da bir gelir kapısı haline getirmeye çalışıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan tüm ücretini kuruma ödeterek aldığı ilaçları internette ücretiyle yarı fiyatına, az kullanılmış, biraz kullanılmış, son kullanma tarihi uzun gibi sıfatlarla internetten satış halinde.

Tabii bunlar günümüzün sıkıntıları. Peki bizi gelecekte neler bekliyor. Bunlara da aslında bir bakmak gerekiyor. Dün bununla alakalı bir eylem de yaptık. Artan eczacılık fakülteleri. Artan eczacılık fakültelerinde en son baktığımızda 3500, bu YÖK’ün duyurduğu rakama göre yılda  3500 öğrenci alınacak sevgili meslektaşlarım. Bu 3500 ne demek, 3500 demek önümüzdeki yıllarda 3500 mezun demek. Türkiye’nin yılda 1 milyon nüfus artışı var. Şu anda tüm Türkiye’ye baktığımız zaman ilçelerimizde eczane açma ihtimali olan ilçelerdeki kadroların bu yıl içerisinde yıl sonuna kadar tamamının dolması bekleniyor. Peki bu 3500 mezunumuz ne iş yapacak?

Yılda 1 milyon nüfus artışıyla ancak  300 meslektaşımıza yeni eczane hakkı tanıyabilir haldeyiz. 50 de haydi devir olduğunu varsayalım, 350. Yani önümüzdeki yıllarda mezun olacak meslektaşlarımızın sadece yüzde 10’u eczane açabilir halde olacak. Bu çocuklarla alakalı ne gibi çalışmalarımız var. Onlara ne gibi bir yol göstereceğiz. Onlara nasıl bir kaynak aktaracağız. Bunu doğru planlamadık. Bu çocukları doğru yönlendirmeliyiz. Bunlar bizim meslektaşımız. Ve bu yönlendirmeler arasında da belki onlara yeni iş sahaları açmalıyız. Belki de mesleğimizin yıllar önce kaybettiği veteriner ilaçlarla alakalı bir çalışma yapıp veteriner hekimlerin artık eczacılık mı hekimlik mi yapacaklarına karar vermesini sağlayıp bu çocuklara belki de veteriner eczanelerini vermeliyiz. Bununla ilgili çalışmalar yapmalıyız.

Tabii bu çocuklar bir yandan eczane devralmak isteyecekler fakat eczacılarımızın birçoğu emekli olmaktan çekiniyorlar. Neden çünkü emekli olacak yaştaki birçok meslektaşım bugün asgari ücretin altında maaş almakta. Tabii ki buradan baktığımız zaman bu emekli maaşlarıyla yaşamını idame ettirme şansları yok. Bununla ilgili de bir çalışma yapmalıyız. Bizlerin bununla alakalı bir önerisi var. ikinci emekliliği mutlaka yapmalıyız. Peki zamanında bunun çalışması yapıldı kaynak bulunamamıştı. Buyurun size kaynak önerelim. Bildiğiniz gibi Türkiye’de depodan eczaneye satışların verileri bir firma tarafından ilaç firmalarına satılmakta. Ve bu firma çok ciddi gelirler elde etmekte sevgili meslektaşlarım.

Bizler sahip olduğumuz gücün farkına varıp ecza kooperatiflerimizle, ecza depolarımızla, ilaç firmalarımızla ve serbest eczanelerimizle  ortak bir sistem oluşturup bazı bilgilerimizin satılarak buradan ciddi bir ikinci eczacı emekliliğine kaynak oluşturulabileceğini düşünüyorum. Çünkü bu verilerin birçoğu zaten şu anda başka bir firma tarafından birilerine aktarılmakta. Eczane dışındaki birileri bizim üzerimizden para kazanmakta. Bırakalım bu parayı biz kendi meslektaşlarımıza verelim ve insanlara daha insancıl bir emeklilik sunalım.

Tabii bu dönemin bazı farklı gelişmelerini de yaşadık. Maalesef ki Türk Eczacılar Birliğimizin sahip olduğu iştiraklerle ilgili bazı sıkıntılar yaşandı ve bu sıkıntılar hukuka aktarıldı. Burada bizlerin de hepimizin de aslına bakarsanız ciddi eksiklikleri var. Ama burada şunu da öngöremedik. Bizler amatör yöneticileriz. Bizler profesyonel değiliz. Hepimiz amatörüz. Peki profesyonellere aktarma noktasında inisiyatif aldığımızda neler yaşandığını da maalesef yaşayarak gördük. İşte bu sebeplerden dolayı tecrübeli olanlardan bazı tecrübeleri edinmek, onlara danışmak gerekiyor.

Bugün bizlerin örgütlülük anlamında ekonomik örgütlülüğü olan kooperatiflerimiz nasıl yapıyor bu işi, danışmak gerekiyor. Bugün kooperatiflerimiz birçoğu kendi denetlemeleri haricinde bağımsız denetleme kuruluşlarına kendilerini denetletiyor. Ve bizlerin de bir an önce Türk Eczacılar Birliği’nin tüm vakıf ve iştiraklerinin bağımsız denetleme kuruluşlarına her yıl mutlaka denetlettirmeli ve bu raporları denetleme kurullarına aktarmalıyız.

Velhasıl kelam Türkiye’de eczacılık zor. Birçok sıkıntıyla uğraşıyoruz. Tabii bunların yanında Türkiye’de hayvan olmak da zor, şiddet var, taciz var. Türkiye’de kadın olmak da zor, şiddet var, taciz var. Ama sanırım en zoru da çocuk olmakmış. Türkiye’de maalesef bir an önce bunları engellememiz gerekiyor. Bu tacize ve her türlü şiddete bir an önce son vermemiz gerekiyor sevgili meslektaşlarım. Bunları inadına istiyoruz. Türkiye’de kimsenin birbiriyle ayrışmadığı toplumsal barış istiyoruz. Herkesin mutlulukla, huzurla yaşadığı  bir ülke istiyoruz. Bunları inadına istiyoruz, inadına istiyoruz.

Peki nasıl bir Merkez Heyeti istiyoruz. Bizim taleplerimizi aslanlar gibi savunan, gittiği zaman tuttuğunu koparan ve hepimizin dileklerini gerçekten dinleyen bir Merkez Heyeti istiyoruz sevgili meslektaşlarım. İnşallah önümüzdeki dönemde de böyle bir Merkez Heyeti’nin oluşturulması için hepimize ciddi görevler düşüyor. Ve bu görevleri de yerine getireceğimize inancım tamdır.

Beni sabırla dinlediğiniz için hepinize teşekkür ediyor saygılar sunuyorum.


08 Temmuz 2021     Okunma Sayısı : 974