İlaç Eczacının İşidir

Türk Eczacılar Birliği 7. Bölge Bursa Eczacı Odası Başkanı Kıvanç Atmaca, 16 Ocak’tan itibaren vatandaşın ilaca ulaşmasını güçleştirecek hükümet-TEB gerilimini ve getirilmek istenen markette ilaç satışı, zincir eczane modellerini değerlendirdi.

-Hükümet eczacılarla köprüleri attı. Bugüne nasıl gelindi?
-Hükümetin en önemli icraatlarından biri sağlıkta dönüşüm. İlaç fiyat kararnamesinin değiştirilmesi, SSK’ların serbest eczanelere açılması, yeşil kart olgusunun 15 milyona ulaşması, genel sağlık sigortası kapsamında tüm vatandaşların sağlık hizmetinden yararlanmaya başlaması; vatandaşın hekime ve ilaca ulaşımını rahatlattı. 2003-2004’te vatandaşın muayene sıklığı yılda 2 kez idi. Bugün bu rakam 5,7’ye çıktı. İlaç harcaması da buna bağlı olarak üç katına çıktı. Sağlık hizmetlerinin temeli sürdürülebilir olmasından geçer. Bunun için de devletin bütçesini de ayarlamış olmasını gerektirir. Bizler o dönemde bunu ciddi olarak sorguluyorduk. Ama, biz karar vericiyiz, bunları devlet bütçesinden karşılayacağız, siz karışmayın deniliyordu.
-Global bütçe kararı buradan mı çıktı?
-2009’un ilaca bağlı ekonomik tabloları ortaya çıkmaya başladığında, karar vericiler bu işi nasıl daha sürdürülebilir hale koyabileceklerini araştırmaya başladılar ve global bütçe uygulaması ortaya çıktı. Kamuda 2010 için hazırlanan bütçenin üstüne çıkılırsa, aradaki fark ilaç sanayinden geri alınacaktı. İlaç sektöründeki şirketler ülkelerin bütçelerini birkaç katına katlayan, tamamıyla uluslar üstü şirketler. Temmuzdan eylül ortalarına kadar 9 toplantı yapıldı, uzlaşı sağlanamadı, global bütçe uluslararası ilaç sanayine kabul ettirilemedi. Sonrasında hedef başka yerlerden bu alanı daraltmak oldu. İlacı Avrupa’daki en ucuz ülkeleri referans alıp, yüzde 60’ı kadar çok daha ucuzu bir noktaya çekmek için 18 Eylül’de bir kararname yayınlandı. Kamunun kendisine ilacı alırken uyguladığı kamu kurum iskontosu diye bir oran vardır, o 2005’ten beri eczacının sırtından alınmaktadır.
-Yüzde kaçtır bu oran?
-Yüzde 4 ile başladı, sonra yüzde 7’ye çıktı. Bugün yüzde 23 düzeyinde. 18 Eylül’de yayınlanan kararnamede 11+13 deniliyordu, ama 3 Aralık’ta eczacıların eyleminin hemen öncesinde yapılan değişiklikle 11+12 oldu. Bunu uygulamaya koydukları anda, eczacılara ciddi anlamda zararı olur. 18 Eylül kararnamesi uygulanırsa iki-üç ay içinde 3-4 bin eczanenin kapanmasına neden olacaktı. 2010 sonuna kadar da 7-8 bin eczane artık hayatını devam ettiremeyecekti. Türkiye’de 24 bin eczane var.
-Bursa’da kaç eczane var?
-Yaklaşık 794 eczane var. Her gün yeni eczane açılıyor, her gün eczane kapanıyor.
-Kapanma noktasına gelen eczanelerin sorunu sermaye yetersizliği mi?
-Eczaneler sermayeye bağlı kuruluşlar değildir. Daha çok aldığı eğitim, bilgi birikimi ve vatandaşa sunduğu hizmetle ön plana çıkar. Bu indirimlerle aslında eczacının sermayesi 2004’ten itibaren çok ciddi anlamda eridi, tekrardan yüzde 30-35’e varan kayıp olacak. 10 liraya aldığınız bir ürünü 7 liraya satmak zorunda kalacaksınız. Böyle bir ticaret yok. Biz ticaret yapmıyoruz o ayrı bir şey ama buradaki kaybı da birilerinin telafi etmesi gerekiyor. 10 liralık ürün 7 liraya satılacak, ama aradaki üç liranın karşılığı yok. Bedelsiz kamulaştırma diyoruz biz buna. 2004’ten bugüne kadar ilaçta çok ciddi indirimler oldu ve kamu kurum iskontoları arttı ama maalesef bunların hiçbiri karşılanmadı. Çünkü ilaç sanayi uluslar üstü ve çok güçlü, onlara bir takım şeyleri yaptırabilmek çok güç.
-Şimdi model olarak sunulan ABD’de nasıl işliyor sistem?
-ABD’de 30 milyonun üstünde insanın sağlık güvencesi yok ve en sağlıksız toplumların başında gelir. Üstelik ilaca en çok bütçeyi ayıran toplum olan ABD, dünyadaki yaklaşık 850 milyar dolarlık ilaç piyasasının 300 milyar dolarını tüketiyor. Önemli olan çok değil, akılcı ilaç tüketmek. Tasarruf politikaları da bellidir ve en kötüsü ABD’dedir, şimdi geri adım atmaya çalışıyorlar. Örneğin onların ilaç eczacılık alanı ile ilgili çok ciddi adımları var. Daha fazla eczacı istihdam etmeleri gerektiğini söylüyorlar ama bu bir gecede fakültelerin kontenjanını yüzde 50 artırarak yapılmıyor. Yine de eczacı sayımız yetmez diyerek, özellikle İngilizce konuşan Kanada ve Avustralya’dan eczacı ithal ediyor. Bu arada ilaca bu kadar rahat erişimin zararlarını ölçmüş durumdalar. Tüm ölümler içinde ilaca ve yan etkilerine bağlı ölümler dördüncü sırada.
-Reçetesiz satılıyor olması yan etkisinin olmadığı anlamına gelmiyor.
-Asla değil. Dozunun ve nasıl kullanılacağının iyi ayarlanması, toksikolojisinin iyi bilinmesi gerekiyor. Eczaneler de kozmetik satmıyor mu tarzında anlamsız tepkilerle de karşı karşıya kalabiliyoruz. Buradan bir kez daha belirteyim. Kozmetiğin bilim olarak eğitimi de sadece eczacılık fakültelerinde kozmotoloji dersi adıyla veriliyor. ABD bu sistemden dönmeye çalışıyor. Ama sermaye her alanda söz sahibi olmak istiyor. Bu sadece Türkiye’de değil, Avrupa’da da böyle. Eczacıların kontrolü dışında ilaç satışını sağlamaya çalışıyorlar. Ülkelerin yasalarından dolayı sağlayamadıkları noktada AB Adalet Divanı’na taşıyorlar. Avrupa Adalet Divanı 19 Mayıs’ta çok ciddi bir karar verdi ve ilaç eczacıların kontrolünde satılmalıdır, dedi. Bu karar, toplum sağlığı açısından alınmıştır.
-Türkiye’deki mevzuatı düşündüğünüzde böyle bir uygulama yargıdan nasıl sonuç alır?
-Yasaları değiştirmeden bir uygulama içine girdiklerinde yasalar onu engeller. Çünkü Türkiye’de mevzuat da halkın yararına kurulmuştur ve halk sağlığını tehlikeye düşürecek uygulamaları engelleyecek pozisyondadır. Ama yasa değişikliği konusunda yetki Meclis’tedir. Meclis yasayı değiştirir mi? Sayın Başbakan’ın söz ettiği konu da bu; yasaları değiştirme çabası içindeyiz diyor. Hemen hayata geçireceğiz demiyor, yasaları değiştirdikten sonra bu uygulamayı değiştirmek zorundayız, oradaki tekelleşmeyi kıracağız diyor.  Orada tekelleşme yok, 24 bin eczane vardır. Hepsi belirli bir standartta hizmet sunuyorlar. Bunu vatandaş sağlığı adına yapıyorlar. Bunu tekelleşme olarak ele almak son derece yanlıştır. Evet, ilaç eczacının kontrolünde olmak zorundadır, ilaç sermayenin insafına terk edilemeyecek kadar önemli.


Vatandaşın cebine dokunmadan tasarrufun formülü  bizde var

-Şimdi ne olacak?
-Temel gündemimiz bu değildi aslında. Bambaşka sıkıntılı bir gündemimiz vardı. Bütçenin ilaç boyutunda yaşanan sıkıntılar söz konusuydu. Gündemimiz 16 Ocak’ta vatandaşın nasıl ilaç alacağı. Taleplerimiz de belli. Sanayiye bir gecede, eczacının eyleminden hemen önce kararname değiştirip verdiğiniz 800 milyon lirayı eczacınıza ve vatandaşınıza ayırsaydınız bunlar gündeme gelmezdi. Eczacınız zor durumda diyoruz. Hayır diyorlar kapansın, üç-dört bin eczane ile idare ederiz diyorlar sonra da eczane sayısı yetmiyor marketlerde satarız diyorlar. Tasarrufu vatandaşın cebine dokunmadan nasıl yaparız, gelsinler hep birlikte kararlaştıralım. Bunların formülleri bizde var.
-Tek tek anlaşma konusunda fire verilebilir mi?
-Olmaz çünkü kepenk kapatma eylemini, bir-iki münferit eczane hariç, yüzde 100 katılımla yaptık. Vatandaşı asla mağdur etmedik. Bunun üzerine SGK sözleşmeyi tek taraflı feshettiğini ve tek tek sözleşme yapacağını açıkladı. Ama bunun önünde yasal engel var. Çünkü yasa sözleşme yapma yetkisini Türk Eczacıları Birliği’ne veriyor. Çalışma Bakanlığı’na, TEB’in taraf olmadığı bir sözleşme yapılmayacağını belirten 24 bin eczacının kendi yazdıkları, ıslak imzalı dilekçe ulaştırılmak üzere. Bunu aşmak için yasa değişikliğine gidilmesi gerekiyor, buna doğru giderler mi, işte market eczane ve zincir eczane konusu da buradan geldi. Olacak şey değil bu.


Zincir eczane modelini asla kabul edemeyiz

-Markette ilaç uygulaması eczacı gözetiminde mi olacak?
-OTS dediğimiz tezgahüstü ürünler vardır; belirli grup ağrı kesicileri, vitaminleri, besin takviyelerini, sakinleştirici ve rahatlatıcıları, bazı öksürük şuruplarını ve çeşitli kremleri, merhemleri içerirler. Ama asla antibiyotikler, kalp-tansiyon hastalığı ilaçları yoktur. ABD’deki sistemde grosmarketlerin içinde özel eczane reyonları vardır. Belli ilaçlar tezgahtan alınır, onun dışındakiler için reçeteler market içindeki özel eczane reyonlarına bırakılır, ilaçlar hazırlanır ve teslim edilir. İngiltere’deki sistem de ona yakın, OTS ürünlerini marketlerde satabilirsiniz, diyor ama daha çok zincir eczane modeli gelişmiş durumda. Sermayenin sahip olduğu eczaneler var. Eczacı yerin sahibi değil, sorumlu kişi durumunda.
-Getirilmek istenen model bu sanki.
-Ne kadar olabilir? Sermayenin ana amacı kar, daha çok satış yaparsa kar edebilir. Gözlemleri neticesinde o eczacının bilimsel ilkelere meslek etiğine bağlı kaldığını gördüğünde o eczacıyı kapıya koyup yerine başkasını oturtma şansı olacak.
-Perde arkasında ne var bu işin?
-21 Aralık 2008’de Ankara’da 32 bin eczacı toplanıp, eczacı-eczacı ortaklığına karşı olduğumuzu söyledik. Eczacı-eczacı ortaklığını istemedik, çünkü hükümetteki partinin eczacı milletvekillerinin sık sık söyledikleri bir modeldi bu. Bir grup Avrupa ülkesinde uygulanıyor ama onların yasaları bambaşka. Türkiye’de bunu yaptığınızda, eczacılık yasası Türk Ticaret Kanunu ile çakışır. Bir süre sonra eczacı-sermaye ortaklığını getirip, yine sermayenin para hırsının eczacılık mesleğinin önüne geçtiği dönemler yaşayacağız diyorduk. Bu modelin olmayacağı aşikar.


Eczacıya, kamuda ve ilaç sanayinde yer açılmalı

-24 bin eczane gerçekten fazla mı? Sizin talepleriniz nelerdir?
-Türkiye’de eczacılık fakülteleri 29 bin mezun veriyor. 24 bin eczane var. Bu Türkiye için evet fazla. 20 bin ideal rakamdır, yaklaşık 3 bin 500 kişiye bir eczane idealdir. Örneğin Fransa’da nüfus bize yakındır ve 23 bin eczanesi vardır fakat eczacı sayısı 48-50 binler civarındadır. Mezunların yarısı eczane eczacılığı yapar, kalan yarısı ilaç ve kozmetik sanayinde istihdam edilir. Orada ayrıca kamu da ciddi istihdam alanıdır. Bakın İlaç Eczacılık Genel Müdürü bir eczacı değil, hekim. Bundan memnun değiliz demek değil bu, eczacının konulduğu yeri görmek açısından önemli. Sağlık Bakanlığındaki eczacı sayısı maalesef çok az. SGK’nın asli görevi eczanelerin daha iyi sağlık hizmeti sunmasını sağlamak ama orada da sadece reçete kontrolü ve eczane denetimi yapan eczacı var bir miktar. Özel hastanelerde 50 yatak başına bir eczane olması lazım. Çok büyük hastaneler bir eczacı ile bu işleri yapıyor. Bunların hepsi sıkıntıdır. Ayrıca, raflardaki ilacın fiyatını indirin çıkarın ama bizim meslek hakkımızı verin diyoruz.

4 Ocak 2010 tarihli Ekonomik Pusula Dergisi'nde yayınlanan röportaj

"


06 Ocak 2010     Okunma Sayısı : 7784