Ülkedeki yirmi dört bin Eczacı yirmi gündür derdini kimselere anlatamıyor. Kasım ayı başında yayınlanan Sağlık Uygulama Tebliği ve İlaç fiyat kararnamelerinden sonra Devletin yeni belirlediği fiyat indirimlerini bazı ilaç firmalarının 341 kalem ilaçta uygulamaması nedenli Eczacılar zararına satış yapmak zorunda kalmaktalar. Çoğu hayati öneme sahip bu ilaçları Eczacılar bırakın kar etmeyi, depodan temin koşullarının bile altında satış yapmaya zorlanmaktalar. Bir tarafta bu ilaçların ulaşılamaz hale gelmesi nedenli hastaların tedavi süreçlerinin aksaması hatta hayati tehlike yaşamaları söz konusu iken diğer taraftan bu başıboşluk nedenli suç işlenmekte. Neden mi? 1- Hayati öneme sahip bu ilaçların temininin riskli hale gelmesi nedenli müdahale etmeyen yetkililer suç işlemekte.
2- Devlet ile yaptığı protokol hükümleri hukuki temele dayanıyor ise bu fiyat indirimlerini uygulamayan İlaç Üreticisi ve İthalatçı suç işlemekte.
3- Eğer yürürlüğe soktuğu Sağlık Uygulama Tebliği ve İlaç Fiyat kararnameleri hukuka aykırı değil ise söz konusu firmalara yaptırım uygulamayan ilgili kurumları suç işlemekte. 4- İlaç fiyat kararnamesi ile belirlenmiş kar oranları hakkına sahip Eczacılar yasal karlarının altında hatta zararına ilaç satmaya zorlanarak suç işlenmekte. 5- Hasta mağduriyetine neden olmamak için zararına satış yapan Eczacılar kendi meslek kurallarına göre suç işlemekte. İşte en komiği de bu; Eczacılar bu ürünleri satsa da satmasa da her iki durumda da suç işlemekte. Bir gün, iki gün değil üç haftayı aşkın bir süredir 341 kalem ilaç, yirmi dört bin Eczane ve en önemlisi hastalar orta yerde bırakılmış durumda. Bir şeyler yapmak için hastaların ölmesi ya da Eczacıların isyan etmesi mi bekleniyor, anlaşılabilmiş değil. Bizler ne hastanın mağdur olmasına ne de eczacıların yok olmasına izin vermeyeceğiz.
Ecz.Kubilay Aydın - Yeni Dönem Gazetesi 10.12.2011