Bursa Eczacı Odası olarak Türk Eczacıları Birliği'nin 45. Olağan Büyük Kongresi'ne katılım sağladık. Başkanımız Ecz. Zekeriya Kolat'ın Kongre'de yaptığı konuşmanın metni aşağıda bilgilerinize sunulmuştur.
Sayın Divan, Sayın Merkez Heyeti Başkanım ve üyeleri, sayın denetleme kurulu başkanı ve üyeleri, sayın yüksek haysiyet divanı üyeleri, kıymetli Oda başkanları ve delegeler, değerli meslektaşlarım, sizleri şahsım ve Bursa Eczacı Odası adına saygıyla selamlıyorum. Ayrıca emeklerinden dolayı Merkez Heyetimize, Denetleme Kurulumuza, Haysiyet Divanımıza ve tüm Türk Eczacıları Birliği emekçilerine teşekkür ederim.
Değerli meslektaşlarım;
Bugün burada yalnızca bir seçim yapmıyoruz; eczacılığın geleceğini şekillendirecek kararlara yön vereceğimiz bir döneme giriyoruz. Bu kararlar artık ertelenemez bir noktadadır.
Bugün kamu için vazgeçilmez olan, ilaçtır. Ama biz yalnızca ilacı değil; eczacıyı da vazgeçilmez kılmak zorundayız. Toplum gözünde eczacı, yalnızca ilacı veren kişi değil; ilacı bilen, değerlendiren, yöneten ve sağlık sistemine değer katan kişi haline gelmelidir. Eczacıya yalnızca “eczane” değil, ilaç+eczacı formülü üzerinden bakmalıyız. İlacın gücü, eczacının değeriyle birlikte olmalıdır.
Değerli Meslektaşlarım
Türk Eczacıları Birliği'nin gündemi, eczacının sahadaki gerçek gündemiyle birebir paralel gitmelidir. Türkiye’nin dört bir yanında eczaneler artık kârlılığı değil ayakta kalmayı konuşuyor. Son iki yılda eczanelerimizin olağan giderleri yüzde 100’ün üzerinde artarken, ilaç fiyatları bu dönemde sadece yüzde 54 seviyesinde artabilmiştir.
Sahadaki gerçek tablo budur. Bu nedenle ölçülebilir eczane hizmetleri mutlaka tanımlanmalı ve ekonomik karşılığı olan meslek hakkına dönüştürülmelidir. Bu konuda ilk adım da aşı uygulamaları olmalıdır. Avrupa Birliği ülkelerinde olduğu gibi, eczacılar olarak kamudan aşı yapma hakkını talep etmeliyiz.
Değerli meslektaşlarım
Eczacı örgütleri olarak hepimiz tekrarlayan işler yaparak kaynak tüketmekten kaçınmalıyız. Bugün birliğimizin E Artı Sigortası var; aynı zamanda Bursa Ecza Kooperatifimizin Farmasigorta adlı bir sigorta şirketi bulunmaktadır. Bu iki eczacı örgütü, eczacının kaynağını korumak amacıyla sinerji oluşturmalı, bu sigorta şirketlerini birleştirebilecek bir model üzerinde birlikte çalışmalıdır.
Değerli meslektaşlarım
İthal ilaç birimimizin geleceği açısından modern depoculuk yaklaşımının değerlendirilmesi gerektiğine inanıyoruz. Bugün kullanılan yöntemler bazı teknik ve hukuki riskler doğurabilir. Amacımız, daha sağlıklı ve daha güçlü bir model önermek ve bu alanın tamamen meslek örgütümüzün kontrolünde kalmasını sağlamaktır.
Değerli meslektaşlarım,
2012’de gelen yardımcı eczacılık uygulaması, aslında eczacılığı geleceğe hazırlama iddiasıyla geldi. Ancak bugün biliyoruz ki, bu sistemin güçlü bir revizyona ihtiyacı var. Bu düzenlemenin amaçlarından biri, ülkemizde eczane sayısını artırmak değil; nüfus başına düşen eczacı sayısını yükseltmek ve eczanelerde daha fazla eczacının istihdam edilmesiyle hizmet kalitesini artırmaktı. Fakat mevcut eczanelerde yardımcı eczacıların entegrasyonunda ciddi zorluklar yaşanıyor. Bugün eczacılık; “2013 öncesi ve 2013 sonrası” şeklinde ayrışmaya başlamıştır. Bu ayrışmayı ortadan kaldırmak hepimizin sorumluluğudur. Evet, fakülte ve kontenjan sayılarının azaltılması önemlidir, ancak tek başına yeterli değildir.
Bu noktada genç meslektaşlarımızın beklentilerini de dikkate alan, aynı zamanda deneyimi koruyan dengeleyici bir model geliştirilmelidir. Bu kapsamda; 65 yaş üzerindeki eczacılarımız için yardımcı eczacı çalıştırma zorunluluğu getirilmesi, hem istihdamı artırabilecek hem de mesleki tecrübenin yeni nesillere aktarılmasını sağlayabilecek yapıcı bir çözüm olarak değerlendirilebilir.
Bu adımın yanında mutlaka eczanelerde eczacı istihdamını kamu destekleriyle artırabilecek bir model de kurulmalıdır. Aynı şekilde eczane dışı istihdam alanları da genişletilmelidir. Bu konuda TEB’in önemli çalışmalarının olduğunu biliyoruz ancak bu girişimler daha ileriye taşınarak kalıcı ve sürdürülebilir bir istihdam modeline dönüştürülmelidir. Yardımcı eczacılık artık zorunlu geçirilen bir yıl değil; eczacıyı mesleğin geleceğine hazırlayan değerli bir gelişim dönemi olmalıdır.
Değerli meslektaşlarım,
atık ilaç artık yalnızca teknik bir mesele değildir; açıkça ifade etmek gerekir ki, bu bir halk sağlığı krizidir. İlacın üretiminden hastaya teslimine kadar eczacı nasıl hareket edeceğini biliyor. Fakat ilacın miadı eczanede geçtiği anda, ülke genelinde ne yapılacağına ilişkin hiçbir ortak standart, hiçbir ulusal prosedür bulunmamaktadır. Bugün her eczane kendi çözümünü üretmek zorunda kalmaktadır. Bu kabul edilemez.
Evet, bazı belediyeler bireysel çabalar gösteriyor, kimi özel şirketler bu alana ilgi duymaya başladı. Ancak Türkiye’de atık ilaç yönetimi konusunda ulusal bir yönerge hâlâ yoktur. Eğer bu boşluk giderilmezse, bu durum sadece eczanelerin değil, halk sağlığının, çevrenin ve geleceğimizin riske atılması anlamına gelir.
Bu nedenle artık yalnızca bir öneri değil, somut bir çözüm modeli sunuyoruz: Türkiye’de Ulusal İlaç Atık Merkezi kurulmalıdır. Bu merkez bir tercih değil; acil bir ihtiyaçtır. Sağlık Bakanlığı, Çevre Bakanlığı ve Türk Eczacıları Birliği bu yapının içinde mutlaka yer almalıdır. Ayrıca finansman sorumluluğundan sanayi kaçamaz; kaçmamalıdır. Çünkü Avrupa’da bu işleyiş nettir: Bir ilacın imhası “X firması” tarafından finanse ediliyorsa, aynı firmanın Türkiye’de miadı geçen ürünü için sessiz kalması artık makul görülemez.
Türkiye’de de bu sorumluluk açıkça tanımlanmalı ve uygulanmalıdır. Aksi takdirde, sessizlik en büyük risk haline gelecektir.
Türk Eczacıları Birliği bugün artık şirketleri olan, ithal ilaç temin eden ve önemli finansal sorumluluklar taşıyan bir yapıya dönüşmüştür. Bu büyüme, beraberinde daha kurumsal bir denetim ihtiyacını da getirmektedir. Bu nedenle her yıl bağımsız dış denetim yapılmalıdır. hem kurumsal şeffaflığı güçlendirecek hem de Denetleme Kurulumuzun görevine daha destekleyici bir zemin sağlayacaktır. Denetim sonuçlarının olağan genel kurulda paylaşılması ise kurumsal yapımızın güçlenmesi ve daha sağlıklı ilerlemesine katkı sunacaktır.
Değerli meslektaşlarım;
TEB’in mevcut yönetim yapısında son yıllarda yaşanan tıkanıklık artık herkes tarafından görülmektedir. Bu nedenle 30 Eczacı Odası, yeni bir yönetim anlayışıyla meslek örgütümüzü yeniden yapılandırmak üzere bir araya gelmiştir. Ancak bu kadar geniş bir yapının birlikte hareket etmesi elbette bazı zorluklar barındıracaktır. Bu zorlukları aşarak güçlü bir yönetim modeli ortaya koymamız şarttır. Çünkü artık yalnızca bir yönetim değişikliği değil, kurumsal yapısında ciddi dönüşüme ihtiyaç duyan bir meslek örgütüyle karşı karşıyayız. Bu birlikteliğin önündeki engellerin kaldırılması noktasında Adana ve Bursa Eczacı Odalarının kararlı duruşu kritik bir rol oynamıştır. Şimdi hedefimiz nettir: eczacıyı güçlendiren, eczaneyi ayakta tutan ve meslek örgütünü itibarlı kılan bir yönetişim modeli oluşturmak. “Güçlü Eczacı – Güçlü Eczane – Güçlü Meslek Örgütü” vizyonu ancak böyle inşa edilebilir. Bugün verilecek kararlar yalnızca bugünü değil, mesleğimiz için başlayacak yeni dönemi belirleyecektir.
Unutmayalım;
Birbirinden uzak duran taşlar, rüzgârda kolay devrilir.
Ama aynı taşlar, yan yana dizildiğinde duvar olur.
Hatta bazen kale bile olur.
Biz bugün yalnızca yan yana durmuyoruz;
mesleğimiz için duvar değil, kaleye dönüşmenin yolunu arıyoruz.
Bursa Eczacı Odası adına hepinize saygılarımı sunuyorum.
Teşekkür ederim.