Değerli Basın Mensupları,
Kadına yönelik şiddet hepimizin sorunudur, durdurmak hepimizin sorumluluğudur. Çünkü, bugün dünyada, erkeklere oranla %25-50 oranında daha düşük ücretle çalışan ve her 5 kadından birinin şiddete maruz kaldığı bir kadınların gününü kutluyoruz. Yaşanan pek çok olumsuzluğun gölgesinde kutlanan bu günde bizler biliyoruz ki, ev kadınlarının %25’i cinsel şiddete maruz kalıyor. 2010 yılında 217 kadın öldürülürken, 2011 yılında 257 kadın öldürüldü. Yani rakam her geçen gün artıyor. Üstelik bu vakaların %50’sinden fazlası, kadınlarımızın ya ayrıldıkları eşleri ya da hala evli olmak zorunda kaldıkları eşleri tarafından gerçekleştiriliyor.
Değerli Basın Mensupları,
Bizler sağlık alanında hizmet veren kişiler olarak, en temel insan hakkı olan sağlık hakkının herkese tanınması gerektiğini savunuyoruz. Sağlık hakkı, yaşam hakkına ilişkin olduğu için çok önemlidir. Çünkü; kadına yönelik şiddet aynı zamanda bir sağlık sorunu. Kadınların sağlığının devlet tarafından güvence altına alınmasını da bu açıdan son derece önemsiyoruz.
Kadınlar sokakta, mahallede, işyerinde kısaca kamusal her alanda şiddete maruz kalıyor ya da şiddet tehdidi ile yaşıyor. Diğer yandan güvenli olarak sunulan evler yani, özel alanlar da bu şiddetten azade değil. Evet, şiddet bir bütün olarak tüm toplumu sarıyor ama en çok mağdur olan, her gün canını kaybeden kadınlar oluyor. Ve özel alanlar yani güvenli, sıcak yuvalar kadınların en fazla tehdit aldığı yerler. Çünkü kadınların büyük çoğunluğu kocasından şiddet görüyor. Her gün, bir yakını tarafından, herkesin gözü önünde katledilen bir kadın cinayeti haberi alıyoruz. Bu kadınlar farklı mesleklerden, farklı sosyal statüde, Türkiye’nin farklı coğrafyalarında ve çeşitli yaştalar. Hepsinin ortak noktası kadın olması… Kısacası kadına yönelik şiddet bireyselleştirilemeyecek, münferit addedilemeyecek bir hal almış durumda ve artarak devam ediyor.
Biz eczacılar yalnızca ilaç danışmanı olarak değil, aynı zamanda birer sağlık danışmanı olarak ve hastalarımız ile güvene dayalı, yüz yüze ilişkiler sürdüren kişiler olarak, bu toplumsal soruna ilişkin üzerimize önemli sorumluluklar düştüğüne inanıyoruz. Bu sebeple, sorumluluğunun farkında olan bizler, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Kadın Sığınma Evleri Projesi’ne destek vererek Türkiye’nin 12. 000 noktasında hizmet veren kadın eczacılarımızı da projeye dahil ettik. Bu kapsamda eczacılarımız, şiddet mağduru kadınları güvenli bir noktaya yerleşmesi konusunda danışmanlık vermeye başladılar.
Umuyoruz ki bu bir başlangıçtır. Umuyoruz ki; yalnızca meslektaşlarımız değil, tüm toplumsal kesimler bu konuda duyarlı davranacaktır. Ve hepsinden önemlisi umuyoruz ki; kadına yönelik şiddet son bulacaktır. Daha fazla kadın yaralanmadan, örselenmeden, ölmeden…
TÜRK ECZACILARI BİRLİĞİ MERKEZ HEYETİ